Ticari Davalar - Ticaret Mahkemeleri

GİRİŞ ………………………………………………………………………………………....2

TİCARİ DAVALAR …………………………………………………………………..….....2
I) Genel olarak………………………………………………………………………….......…2

II)Ticaret mahkemeleri……………………………………………………………….….........2
a-.Genel olarak……..………………………………………………………………….………2
b-Ticari davalar …………………………………………………………………….…...…….3

A-Mutlak ticari davalar…………………………………………………………….…...….….3
a- TTK 4/1, 1-6 bentlerinde gösterilen hususlardan doğan davalar………………..….…..3

b- Özel kanun hükümleri gereğince mutlak Ticari sayılan davalar……………………. …...7

B-Bir ticari işletmeyi ilgilendiren havale , vedia ve telif haklarına ilişkin davalar…… ......8

C-Nispi Ticari Davalar (her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalar)…..…....9

III-Ticaret mahkemeleri ile Asliye hukuk Mahkemeleri-Sulh hukuk Mahkemeleri arasındaki. Yetki, görev ve iş bölümü ilişkisi ………………………………………………………..…..9

a- Görev açısından değerlendirme…………………………………………………..………10
b- İş bölümü açısından değerlendirme ………………………………………...……..…….10
aa)İş bölümü itirazının reddi………………………………………………..…..…..10
bb)İşbölümü itirazının kabulü (gönderme kararı)……………………...……..….…10

c- Yetki açısından değerlendirme………………………………………..……………….....11

IV- Ticaret Mahkemeleri ile denizcilik İhtisas Mahkemeleri, Fikri ve Sinai Haklar Mahkemeleri, Tüketici Mahkemeleri Arasındaki İlişki …………………………………...11

a-Denizcilik ihtisas mahkemeleri :…………………………………...………………………11
b- Tüketici mahkemeleri :……………………………………...…………………………….12
c- Fikri ve sinai haklar mahkemesi :…………………………………………………………13

V- Ticari Davalarda Deliller ……………………………………………………………..….14

VI-Ticari davalarda Yargılama Usulü …………………………...……………………….…15

SONUÇ………..……………………………………………………………………………..15

 

KAYNAKÇA……………………………………..……………………………………..…16

 

TİCARİ DAVALAR *

GİRİŞ

Bu çalışmamızda ticari davalar nelerdir. Ticari davalardaki ayrımlar bu konuda uygulamada çıkan sıkıntıları Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirerek çalışmaya açıklık getirmeye çalışılacaktır. Ayrıca tasarı ile kanunun maddelerinin mevcut hali arasındaki farklılıklara yer vererek, değişiklik tekliflerinin bu manada yeni uygulama açısından ne getirdiği de değerlendirilmiş olacaktır. Ticari davalar anlatılırken yer yer bu konu ile ilgili kavramlara da yüzeysel olarak tanım vererek açıklanacaktır.

Ticaretin geliştiği günümüzde ticari davaların oluşması çok normaldir. Bu durum karşısında bu davaları inceleyecek uzman mahkemelerin yani ticaret mahkemelerinin oluşması zorunluluk olmuştur. Ticari davalar Türk ticaret kanununda ve kimi kanunlarda belirtilmiş olsa da uygulamada kimi zaman olayın ticari davaya konu veren bir olay olup olmadığı da karşımıza çıkmakta bu konuda uygulayıcıların, davanın tarafları olan kişi ve olayı çözecek mahkemenin de değerlendirmesi gereken bir durumla karşılaşılmaktadır. İncelemede ticari davaları irdelenecektir. Ayrıca ticari davaların hangi mahkemelerin görev alanına girdiğini mahkemeler arasında görev ve işbölümü ayrımı ile bu ayrım sonucu doğacak olan hukuki ilişkiyi incelenecektir.

TİCARİ DAVALAR

I-) Genel olarak
Bir davanın ticari olması iki sonuç doğurabilir. İlk olarak bu davaya ticaret mahkemesi olarak iş gören özel mahkemede bakılması gerekir. İkinci olarak ta özel muhakeme usulü kurallarının uygulanması söz konusu olabilir. Ticari davalara varsa o yerdeki ticaret mahkemesi bakacaktır. Ticaret mahkemesi yok ise o zaman Asliye hukuk mahkemesinde de ticari dava açılabilecektir. Tabiî ki miktarla ilgili sınırlama da göz önünde bulundurulmalıdır. Ticaret hukukun da ticari davalara uygulanacak özel bir usul öngörülmemiştir (TTK. m. 4 son) .

II-) Ticaret mahkemeleri

a-Genel olarak
Ticari hayatın gereklerine olan sürat ve güvenlik ihtiyacı , bu alandaki uyuşmazlıkların uzman kişiler tarafından özel usullerle çözülmesini zorunlu kılmıştır.Ortaçağ da fuar mahkemeleri ve loncalar içinden teşekkül eden mesleki mahkemeler kurulmuştur .Bu mahkemeler hukuk siteminin dışında ayrı bir sistem oluşturmaktaydı.Bu tür mahkemeler zamanla kaldırılmıştır .
Kimi ülkelerde mahkemelerin üyelerinin niteliği farklıdır. Hâkimler tacirler arasından oluşturulmuştur . Türkiye de 19. yüzyılın başlarında tacirler arası uyuşmazlıklar muteber tüccarlardan kurulan ve gümrük emini'nin başkanlığı altında olan özel heyetler tarafından halledilmiştir. Daha sonra ise ticaret nazırı'nın başkanlığı altında bir araya gelen "meclis-i ticaret " bu konudaki işlere bakmıştır. Fransız ticaret kanunundan 1850 yılında alınan kanunname-i Ticaret yürürlüğe konduktan sonra 1860 yılında Fransız sisteminden esinlenerek Ticaret mahkemeleri kuruldu. İki devamlı ve dört geçici üyeden kurulmakta başkan ve devamlı üyeler ticaret bakanlığının teklifi ile padişah tarafından tayin edilmekte. Geçici üyeler ise mahallinde ikamet eden ve hüsnü hal ile maruf ve hüsnü idare ile tasarruf erbabından olan en kadim ve muteberane tüccardan mürekkep " bir meclis tarafından seçilirdi. Günümüzde ise Ticaret mahkemeleri asliye hukuk mahkemelerinin birer dairesi olarak kurulmaktadır. Asliye Ticaret mahkemeleri mesleki hâkimlerden teşekkül eden bir başkan ve iki üyeli mahkemelerdir. Asliye hukuk mahkemeleri ve sulh hukuk mahkemeleri de ticari davalara bakmakla görevli mahkemelerdir. Bu mahkemeler ise tek hakimden oluşan mahkemelerdir.
.

b- Ticari davalar (TTK. m.4/1)
Ticaret kanunun sistemi içerisinde ticari işler kavramına giren bütün uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalar değil yalnız mahiyet ve özelliği itibari ile hakimin özel uzmanlığını gerektiren davaların ticari dava olarak nitelendirilmesi prensibinden hareket edilmiştir. Ticari dava nitelendirmesinde ticari işten ziyade tacir ve ticari işletme kavramları daha önemli rol oynamaktadır . Buradaki davalar hukuk davalarıdır. İstisnası vardır. Ticari davaları üç başlık altında inceleyeceğiz.

A- Mutlak Ticari davalar

a- TTK 4/1, 1-6 bentlerinde gösterilen hususlardan doğan davalar

Madde 4 - 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın:

1. Bu kanunda (ticaret Kanunu);
Ticaret kanununda düzenlenmiş olan bütün konulardan doğan davalar mutlak ticari davadır. Bu davalarda tarafların tacir olması gerekmediği gibi kişilerin ticari işletmesi ile ilgili olma şartı da yoktur. Burada ki davalar ticaret kanununda düzenlendiği için zaten niteliği itibari ile ticari davaya konu olması kabul edilmiştir.
Örnek babında sayılırsa TTK m.762-Taşımadan , ticaret sicilinden, acentelikten , tellallıktan (ticari işleri tellalı),kıymetli evraktan (bono ,poliçe , çek ),cari hesaptan , haksız rekabetten , çatmadan , ticari ortaklıktan doğan davalar, Anonim ortaklığa kayyım tayinine ilişkin uyuşmazlık ticaret mahkemesinde görülür , sigorta şirketinin halefiyete dayanan rücu Davası TTK m.1301,
2. Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar hakkındaki 876 ila 883 üncü maddelerinde;
Eski MK maddeleri olan 876 ila 883 maddelerini Yeni MK nun 962-969 maddelerini karşılamaktadır . Burada bahsedilen rehin taşınır rehinidir. Bu tür uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olarak kabul edilmesinin sebebi faaliyetin ancak bir ticari işletme tarafından yürütüleceği ve rehin karşılığı ödünç ilişkisinin çözümünün ihtisas gerektirmesidir. Bu işin esnaf faaliyeti sınırlarını aşması sebebi ve ticari işletme çerçevesinde yürütülecek bir faaliyet olarak görülmesinden ticari dava olarak belirtilmiştir.

3. Borçlar Kanununun
a-bir işletmenin satılması veya diğeriyle birleştirilmesi hakkındaki 179 ve 180,
Bu maddelerde sadece 179 ve 180 ticari işletmenin satılması ve birleştirilmesi ticari dava olup mamelekin bir kişi tarafından alınması ticari davaya konu olmamalıdır. Ticaret şirketlerinin birleşmesi ise TK 146 ve devamında düzenlenmiştir.
b- rekabet memnuiyetine dair 348 ve (VE yi ila olarak anlamak gerekli) 352,
BK. 348 maddesi ve devamında hizmet sözleşmesinden dolayı doğan rekabet yasağını düzenlemiştir.Bu tür davaları ticaret hayatında ki öneminden dolayı ticari dava olarak belirtmiştir. Burada rekabet yasağının ihlali sadece ticari işletme değil esnaf işletmesinde çalışan kişinin olması da mümkündür.

c- neşir mukavelesi hakkındaki 372 ila 385
Neşir mukavelesi, bir akittir ki onunla edebi ve sınai bir eserin müellifi veya halefi, o eseri bir naşire terk etmeği taahhüt ve naşir de o eseri az çok teksir ile halk arasında neşir etmeği iltizam eder.BK m.372

,d-itibar mektubu ve itibar emri hakkındaki 399 ila 403,

İtibar mektubu ilişkisinde üç kişi vardır. Mektubu düzenleyen mektubun hitap ettiği kişiye mektup hamiline talep edeceği para ve-veya benzeri şeylerin verilmesini istemesidir. düzenleyen ile muhatap arasında ilişki muhatabın kabulü ile muhatap ile hamil arasında ki ilişki ise muhatabın hamile karşı belli bir miktar parayı ödemeyi taahhüt etmesi ile doğar.

İtibar Emri B.K m.400 - Bir kimse, kendi nam ve hesabına ve amirin mesuliyeti altında bir üçüncü şahsa itibar vermek veya itibari tecdit etmek için emir almış ve kabul etmiş ise, memur vekaletini tecavüz etmedikçe amir, itibar edilen borçtan dolayı kefil gibi mesul olur.
Şu kadar ki tahriri emir olmadıkça amir, mesul olmaz.

e- komisyona dair 416 ila 429,

Bk m. 416 - Alım ve satım işlerinde komisyoncu, ücret mukabilinde kendi namına ve müvekkil hesabına kıymetli evrak ve menkul eşya alım ve satımını deruhte eden kimsedir."Şeklinde tanımlanmıştır.

f- ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki 449 ila 456,

Ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir. BK.m. 449 -
Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.Bk. m. 453
Bir müessese için merkezinin haricindeki mahallerde muamele icra eden seyyar memurlar, müessese namına sattıkları malın bedelini almak ve makbuz vermek ve borçluya mehil ita etmek salahiyetini dahi haiz sayılırlar. BK. m. 454
Bu tür davalar da mutlak ticari davadır. Bu kişilerin yaptıgı işlerde ticari hayat içerisinde yoğun olup ihtisas mahkemelerince çözülmesi belirtilmiştir.

g- havale hakkındaki 457 ila 462,
Havale, bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına nakit veya kıymetli evrak veya sair misli şeyler itasına mezun kılınır(BK. m. 457).

h- vedia hakkındaki 463 ila 482 nci maddelerinde;
Vedia, bir akittir ki onunla müstevdi, müdi tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder.BK. m. 463

4. Alameti farika (marka), ihtira beratı (patent)ve telif hakkına mütaallik mevzuatta ;
Alameti farika yani marka ile ilgili davalar da niteliği itibari ile ticaret hayatını ilgilendiren kişilerle ilgili davalardır. Bu tür davalar ihtisas mahkemeleri kurulan yerlerde fikri ve sinai haklar mahkemesinde görülürler. Bu mahkemenin olmaması durumunda ise o yerdeki Asliye hukuk mahkemelerinden biri bu tür davalara bakar. Ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında işbölümü ilişkisi olsa da kanun hükmünde kararnamenin 71 maddesinde tek hakimli mahkemenin görevli mahkeme olarak bu işlere bakması için Adalet bakanlığının teklifi ve HSYK Tarafından belirlenir.
TTK. da marka ile ilgili davanın ticari dava olduğu belirtilmiştir. Fakat daha sonra yukarda belirtilen 556 syl. KHK. Asliye hukuk mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Bu KHK ile de Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasındaki işbölümü belirtilmiş olmaktadır. Asliye hukuk mahkemelerinin görevlendirilmesi KHK. deki maddeye sağdık kalınmasından kaynaklıdır. Aslında bu tür davalara üç üyeli ticaret mahkemeleri görevlendirilmeli olmadığı taktirde asliye hukuk mahkemeleri görevlendirilmelidir.

551 syl KHK. m. 5 - Yeni tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunur. Madde 1 - Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, buluş yapma faaliyetini özendirmek, buluşların sanayiye uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesini sağlamak için buluşlara patent veya faydalı model belgesi vererek korumaktır.

Telif hakkı ile ilgili olarak …. TTK. madde 4- 1.som cümlesi "……… tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır." Şeklinde olup telif haklarına ilişkin bir durumda davanın ticari dava olması için taraflardan birinin ticari işletmesini de ilgilendirmesi gerekecektir.Yani telif hakları bu çerçevede değerlendirilmelidir.

5. Bu kanunun 135 inci maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki hususi hükümlerde ;
Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümler hakkındaki özel hükümler saklı demek kaydı ile bu sayımın tahdidi olmadıgı belirtilmiştir.
6. Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır.

b- Özel kanun hükümleri gereğince mutlak Ticari sayılan davalar

TTK.m. 5/2 " Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, Asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır." Fıkrası ile özel (Hususi) hükümlerde de ticari davaların belirlenebileceğini belirtmiştir.
Özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davaları sayacak olursak:
* Kooperatifler K. 99 maddesi uyarınca bu kanundan düzenlenen hususlardan doğan davalar , tarafların tacir olup olmadıklarına bakmazsızın ticari sayılır. Burada mahkemenin görevli olduğunu belirtmemiştir. Kooperatifler kanunun düzenlenmesinden doğan davaların ticari dava olduğu belirtilmiştir. Aşağıda diğer yasa maddelerinde belirtildiği gibi ticaret mahkemesinde görülür diye açıkça belirtmemiştir.

* Finansal kiralama sözleşmesinden doğan davalar ticari dava niteliğindedir.(Finansal Kir. K. 31)

* TİRK.'nin 22. maddesine göre bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, ticaret sicilinin bulunduğu mahallin ticaret mahkemesinin görevi dahilindedir.

* İflas davası da borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır (İİK 154/IV,156/Iİ158,173/I,174,182,235,254,313-314).

*Oda ve borsa üyelerine verilen disiplin cezaları (5590 S.k. m. 74/8 ,
Buradaki düzenlemede, birlik tarafından kişiye verilen disiplin cezalarının incelenmesi ile ilgili bir düzenlemedir. Düzenlemede ticaret mahkemesine bu birliklerin vermiş olduğu kararları denetleme yetkisi verilmiştir.

Özel kanunlarda davanın ticari dava olduğunun belirtilmesi ile ticaret mahkemesinde görüleceğinin belirtilmesi aynı şeyleri belirtmemektedir. Şöyle ki Bu durum görevle ilgili bir inceleme yapmak gerekecektir. Koop K. veya Finansal kiralama Kanununda belirtildiği gibi bu tür davaların "Ticari dava " olduğu belirtilirse davanın miktarına göre dava Asliye veya Sulh mahkemesinde görülebilecektir. Fakat İİK.nun daki gibi ticaret mahkemesi görevli şeklinde bir ibarenin kullanılması durumunda davanın miktarı ne olursa olsun ticaret mahkemesi bu davayı inceleyecektir.

B-Bir ticari işletmeyi ilgilendiren havale , vedia ve telif haklarına ilişkin davalar

Sadece bir taraf için ticari sayılan işler TTK m. 21/2 ye göre bir akitden doğmuşsa diğer taraf için de ticari sayılabileceği halde , kural olarak "ticari dava " sayılmayacak ve hakkında ticari hükümler uygulanmakla beraber anlaşmazlık Asliye hukuk Mahkemesinde çözümlenecektir .
Borçlar Kanunu'nun havale , m. 457-462, vedia 463-482 düzenlemelerine ilişkin konulardan doğan davalarla ;telif /eser hakkı düzenleyen kanun FSEK M. 69-70 SVMEK m. 8 düzenlemelerine ilişkin konulardan doğan davalar taraflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili oldukları taktirde ticari dava sayılırlar .Havale vedia ve telif haklarına ilişkin işlemler de tarafların her ikisi tacirse ve ya her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ise bu dava mutlak ticari davalara girer .Bu sebeple tarafların sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması yeterlidir.Ticari işletmenin havale , vedia ve telif hakkı ile ilgili olan ilişkidi yeterli olup bu ilişkideki işlem ve sözleşmenin tarafı olması şart değildir.Bir memurun başka bir memura banka ile havale yapması halinde bankanın işlemde ticari işletme olması ve bankanın işlemle ilişkili olması sebebi ile dava ticari dava iken bu para gönderme işinin posta havalesi ile yapılması halinde bu ilişkiden doğan dava ticari dava değildir .
Telif hakkı TK.m. 4/1-4 Bentte düzenlenmiş aynı zamanda .4/1-6 bentte belirtilmiştir.Sabih Arkan telif hakları ile ilgili açıklamasında örnek babında: bir piyesin, yazarının izni alınmadan temsil edilmesi dolayısı ile tiyatro sahibine (TTK. m. 12/6 da tacir- ticari işletme olarak sayıldığı için )karşı açılan FSEK M. 66 gereği ticari dava kabul etmiştir. Fakat bir bilim adamının başka bir araştırmacı tarafından hazırlanan eseri kendi adı altında yayımlanması nedeni ile açılan tazminat davası FSEK 70 Ticari işletme ilgili olmadığından ticari dava kabul etmemiştir .Burada son örnekteki işlem de ticari davaya vücut verir. Şöyle ki TTK m. 4/ 1-4 Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta ilişkin davaları ticari dava kabul etmiştir.

C-Nispi Ticari Davalar (her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalar)

Yukarda belirtilen mutlak ticari davalar ile bir ticari işletme ile ilgili olması şartıyla havale vedia ve telif hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar dışındaki bir uyumazlığın ticari dava ayılabilmesi için ;her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda da uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gereklidir .
Türk Ticaret kanununun 21/1 fıkrası her iki taraf için de ticari ticari sayılan konulardan doğan davalar nispi ticari dava niteliğindedir(TTK.m.4/f.1c.1).Burada iki tarafın tacir olması ve dava konusu uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesi ile ilğili bulunması koşulu birlikte gerçekleşmesi gereklidir .BK. m. 520 deki adi ortaklığın ortakları arasındaki davalar nispi ticari davalara örnek gösterilebilir .Bu örnekte de görüldüğü üzere ortaklık tacir olmayıp, adi ortaklığın ortakları tacirdir ve aralarında ortaklıktan doğan dava nispi ticari davadır.
Tüzel kişi tacirlerin bütün işleri ticari niteliktedir. Gerçek kişi tacirler de ise iki istisna dışında işlemleri ticaridir. Bunlar muamelenin yapıldığı esnada ticari İşletme ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirirse veya işin ticari sayılması halin icabı müsait olmazsa yapılan iş ticari nitelikte olmayacaktır. Bu sebeplerle tüzelkişi tacirlerin işleri ticari davaya olurken gerçek kişi tacirler iki istisnanın olmaması ve iki yanın ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari davadır.
Ayrıca TTK. m 21/II gereği bir taraf için ticari olan iş niteliğindeki sözleşmeler diğer taraf içinde ticari iş sayılmasına rağmen, bu tür davalar ticari dava değildir. Ticari dava olabilmesi için diğer şartları da sağlaması gereklidir. Örneğin satım, kira, hizmet, istisna, karz gibi hukuki muameleler ve haksız sebepsiz zenginleşme ilişkisinden doğan davaların ticari dava olabilmesi için her iki yanın da tacir olması veya her iki yanın ticari işletmesi ile ilgili olması gereklidir .
Sonuç olarak açıklık getirecek olursak TTKm.21 Ticaret karinesini düzenleşmiştir."m. 21 - Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Şu kadar ki; hakiki şahıs olan bir tacir, muameleyi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele, fiil veya işin ticari sayılmasına halin icabı müsait bulunmadığı takdirde borç adi sayılır.

Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler, kanunda aksine hüküm olmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." Ticari iş karinesinden dolayı da işin ticari iş olması onun ticari dava olmasını gerektirmez. Ticari dava olması için diğer şartlar da gerçekleşmelidir.
III-Ticaret mahkemeleri ile Asliye hukuk Mahkemeleri-Sulh hukuk Mahkemeleri arasındaki Yetki, görev ve iş bölümü ilişkisi
Genel olarak : TTK m. 5 te görev işbölümü anlatılmıştır. Yetkiden söz edilmemiş olsa bile mahkeme görev incelemesinden sonra HUMK hükümleri ve özel hükümlere göre yetkili mahkemeyi de inceleyecektir.
TİCARET MAHKEMELERİNİN İŞ SAHASI: Madde 5 - Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.

Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.

İkinci fıkrada yazılı hallerde, munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmıyan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya hukuki mahiyeti itibariyle mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olunabilir. İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya ilgili mahkemeye gönderilir; bu mahkeme davaya bakmaya mecburdur; ancak, davanın mahiyetine göre tatbikı gerekli usul ve kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmıyan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.

Vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri, iş sahasına ait iptidai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur.
TTK madde 5. ile birlikte görev yetki ayrımı harici birde iş bölümü müessesesi karşımıza çıkmıştır.
a- Görev açısından değerlendirme
Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri bulunan yerler arasındaki ilişki işbölümü ilişkisidir. Yani görev ilişkisi değildir. Görev ilişkisi Asliye hukuk (asliye ticaret Mahkemesi) ile sulh hukuk mahkemeleri arasında çıkabilir. Görev ( vazife ) o yerdeki (ilçedeki ) hukuk mahkemelerinden hangisi tarafından bakılacağını belirtir. Görevli mahkemeyi hakim resen göz önünde bulundurur. Görev itirazını kural olarak davalı yapar . Temyiz aşamasında davalıda görev ile ilgili temyiz aşamasında davası esastan reddedilen davacı da grev açısından temyiz itirazında bulunabilir. M 428/2. Görevsiz mahkemede davanın sonuçlandırılması taraflar temyiz etmese dahi Yargıtay tarafından resen incelenerek bozulabilir. Bu mutlak bir bozma nedenidir.
b- İş bölümü açısından değerlendirme
İş bölümü hem Asliye Hukuk hem Asliye Ticaret mahkemeleri arasında geçerlidir. İş bölümü itirazı Humk 187 göre ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir.On günlük cevap süresi içerisinde yani cevap lahiyası ile veya ayrı bir dilekçe ile yapılması mümkündür.Hakim iş bölümünü resen göz önünde bulunduramaz.

aa-İş bölümü itirazının reddi
İlk itiraz süresinde yapılmazsa veya kanuni süresi içerisinde yapılmış olmakla beraber haksız ise bu durumda reddine karar verilir ve ancak esas kararla birlikte temyize konu olabilir. iş bölümü itirazı reddi ara karar olması sebebi ile mahkeme tekrardan arar kararından dönebilir. Yani gönderme karı vererek işbölümün icabı bakması Gerekli mahkemeye gönderir.
İş bölümü reddinin hatalı olması tek başına bozma sebebi değildir. Fakat karar başka sebeple de bozulursa Yargıtay dosyayı iş bölümüne uyulmaması sebebi ile bozar ve işbölümü icabı bakması gereken mahkemeye gönderir.
Davalı sadece iş bölümü itirazı yapmış ise red kararından sonra davalıya yeni esasa cevap verme süresi belirleyerek ve duruşma günü tebliği ile haber verir.

bb-İşbölümü itirazının kabulü (gönderme kararı)
İş bölümü itirazının kabulü halinde mahkeme gönderme kararı verir. Bu gönderme kararı ile mahkeme dosyadan elini çekmiş olsa bile dava daha devam ettiği için taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemez. Verilmiş ise sadece bu kısımlar temyiz edilebilir. Gönderme kararında mahkeme sadece gönderme kararı verir. Yani dosyayı mahkemeye resen göndermez. Bu göndere kararının yüze karşı verilmişse bu tarihten gıyapta verişmişse kararın tebliğinden itibaren davalı veya davacı kararı vermiş olan veya gönderme kararında görevli olarak gösterilen mahkemeye 10 gün içerisinde başvurması ve gerekli masrafları yatırması gereklidir. Bu işlem zamanında yapılmaz ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.(Humk m.193f.4).
Mahkemenin ilk itirazın süresinden sonra veya hiç ileri sürülmemesi halinde resen iş bölümünden dosyayı göndermesi halinde gönderilen mahkeme incelemek mecburiyeti konusunda çoğunluk görüşü dosyaya gönderilen mahkemenin bakması gerektiğidir. Fakat bu gönderme kanunda şartları belirtilen gönderme kararı olmayıp keyfi bir gönderme kararı olup mahkemenin bu davaya bakma zorunluluğu olmaması gereklidir.

c- Yetki açısından değerlendirme

Yetki (salahiyet) ise davaya hangi yerdeki görevli hüküm mahkemesi tarafından bakılacağını belirtir. Yetkili mahkemeyi görevli mahkeme inceler. Öncelikle görev incelenmeli daha sonra yetkili mahkeme değerlendirilmelidir. Yetkiyi iki açıdan incelersek kamu düzenine ilişkin olan kesin yetkili mahkeme ve kamu düzeninden olmayan yetki şeklide . İlkinde yetki mahkeme tarafından ve taraflarca her aşamada ileri sürülebilir.Bu bir ilk itiraz değildir. Örneğin iflas davası ve TİRK daki yetki ayrıca şirket , kooperatif , dernek ve vakıfların ; kendi işlerine ilişkin olmak üzere birbirlerine karşı açacakları davalar ; şirket , kooperatif , dernek veya vakıfın ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılır m.17,c.2). Bu mahkemenin yetkisi kesin yetki olup her aşamada ileri sürülebilir. . Ayrıca kamu düzenine ilişkin olan kesin yetkili olmayan mahkemeler de vardır.HUMK m. 19 - Sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat davası sigorta emvali gayrimenkuleye veya muayyen bir yerde kalması şart kılınan emvali menkuleye müteallik ise emvali mezkurenin bulunduğu ve vaziyeti icabı müstakar olmıyan emvale mütaallik ise tehlikenin hadis olduğu ve hayat sigortalarında sigorta olunan şahsın ikametgahının bulunduğu mahallerde dahi ikame edilebilir.
Bu kanunun meriyetinden sonra sigorta mukavelelerine bu maddeye muhalif konulacak şartların hükmü yoktur.
Bu madde bahri sigortalara şamil değildir.
Mali mesuliyet siğortalarında ,siğertacının merkez ve ya şubesinin veya siğorta sözleşmesinin yapan acentenin bulunduğu veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesi yetkili mahkemedir.(2918 syl KTK M. 110 )
IV -Ticaret Mahkemeleri İle denizcilik İhtisas Mahkemeleri, Fikri ve Sinai Haklar Mahkemeleri , Tüketici Mahkemeleri Arasındaki İlişki

a-Denizcilik ihtisas mahkemeleri :
Ttk m. 4 son fıkra,(Ek fıkra: 20/04/2004-5136 S.K. 1.mad) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.
Şu an da sadece İstanbul ili sınırları ile yetkili denizcilik ihtisas mahkemesi kurulmuştur. Yargıtay taşıma sırasında sigortalı mala gelen zararı sigorta şirketinin sigorta yaptırana ödeyip deniz kanalı ile taşıma işini yapan davalıya açılan rücü davadasın da görevli mahkemenin deniz ticaret mahkemesi olduğunu belirtmiştir . Bu davada Yargıtay yukarda açıklanan yani olayın taşıma işi olmasını , sigortadan kaynaklanmasını gibi durumları değerlendirerek ticaret mahkemesinin görev alanına girmediğini bu davanın deniz taşıma sözleşmesine ilişkin bir dava olduğunu , davada bu davayı ihtisas mahkemesi olarak deniz ihtisas mahkemesini görevli saymıştır.

b-Tüketici mahkemeleri :

Tüketici mahkemelerinin görev alanı 4077 syl. K. 23. maddesinde belirtilmiştir.

Madde 23 - (Değişik madde: 06/03/2003 - 4822 S.K./30. md.) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.

4077 sayılı kanunun Kapsam 2. maddede şöyle tanımlanmıştır." - Bu Kanun, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar."
m.3-e fıkrasında ise Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi," olarak tanımlanmıştır.m.3- h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,

4077 Sayılı Kanunu amaç, kapsam ve tanımlar ile görev alanını belirlemeye çalıştığımızda karşımıza çok geniş bir alan çıkmaktadır. Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemesinin bakacağı belirtilmiştir. Fakat bu ibare hem çok geniş hem muğlak ifadeler içermektedir. Uygulamada bu geniş çerçeve sıkıntı çıkartmaktadır. Fakat 4077 sayılı k. genel olarak baktığımızda yapmış kapıdan satış ,mesafeli sözleşmeler,kapıdan satış,kampanyalı satış , paket tur, tüketici kredisi,konut finasman sözleşmeleri gibi belirtilen durumlarda bu mahkemelerin görevine girmektedir.m.4 Ayıplı mal ve m.4/A Ayıplı hizmette da yine tüketici mahkemelerinin görev alanı içerisindedir. Bu ayıplı mal ile ilgili durum uygulamada sorunlara yol açabilecek bir tanımlama dır. Bu sebeple genel bir örnek verelim. Örneğin arsa karşılığı daire sözleşmesinde dava asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir. Bu davada ayıplı mal olma hali bile yine asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir. Fakat kişi arsasını kooperatif ile arsa karşılığı daire sözleşmesi yaparsa bu davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gereklidir. Fakat kişi arsa vs vermeden mal alıyorsa o zaman bu malın ayıplı olması durumunda 4077 s.k m. 4 uyarınca tüketici mahkemesinde görülür diyebiliriz. Fakat bu çizdiğim sınırlar genel kabül gören sınırlar olmayıp mahkemelerin farklı uygulama ve görüşleri vardır. Bu manada sınırların kanunda belirlenmesi uygulayıcılar açısından yararlı olacaktır.
Ticaret mahkemesi ile tüketici mahkemesi arasında ki ilişki görev ilişkisidir.

c-Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi :

TTK Madde 5/2-Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.
KOMİSYONDAN GEÇEN TTK TASARI M. 5/2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticarî sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
TTK m.4/1-4 bend" Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta;
tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır."

TTK Tasarı m.4-d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta;
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Ancak; herhangi bir ticarî işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

Fikri ve sinaı haklar mahkemesi bir çok ilde kurulmamıştır. İstanbul Ankara İzmir gibi büyük ve iş yoğunluğu olan yerlerde kurulmuş olup bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde ise Asliye hukuk mahkemelerinin 3 nolu mahkemesi bakmaktadır.

551 Syl. KHK- patent, 556 syl KHK- marka, 554 Syl KHK - endüstriyel tasarım m. 58 ve 4630 syl Kanunlarda bu tür davalara bakmakla görevli mahkemeler ihtisas mahkemeleridir .Bu mahkemelerin olmadığı yerlerde bu tür davalara Asliye hukuk mahkemelerinde bakılacaktır. TTK tasarıda fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuat tan doğan davaları ticari dava olarak belirtmiştir. TTK m.4/1-4. bentte fikri ve sinai haklara giren kavramları saymışken tasarı genel bir başlıkla bu davaların ticari dava olduğunu belirtmiştir. Tararı daha arı bir dil kullanmış ve öncelik maddede geçen telif ibaresini fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yazmış ve bu hali de istisnalardan saymıştır.TTK eski ve yeni hallerinde de bu manada fikri sinai haklar ile ilgili mahkemelerin görevlerinde bir değişiklik olmamıştır.

V- Ticari Davalarda Deliller

Ticari davalarda deliler konusunda sadece ilgili hükümler aktarılmıştır.
TTK m.20/3 Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır.

TİCARİ DAVALAR VE DELİLLERİ: 1. UMUMİ OLARAK:
Madde 4 – 2 Ticari davalarda dahi deliller ve bunların ikamesi Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine tabidir
(Ek fıkra: 20/04/2004-5136 S.K. 1.mad) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.
3. FATURA VE TEYİT MEKTUBU:
Madde 23 - Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.
Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.
Şifahen, telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.

E - TİCARİ DEFTERLERİN İSPAT KUVVETİ:
I - KATİ DELİL:m. 82 - Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.
Tasdika tabi olmıyan defterler ancak 69 uncu madde gereğince tasdika tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olunur.
Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar.
II - YEMİN: m. 83 - Mahkeme, aşağıdaki hükümler gereğince, defter münderecatını sahibi lehine hükme medar görmüşse kanaatini kuvvetlendirmek için o kaydın doğru olduğuna ve davacının halen davalıda yerine getirilmesi gereken hakkı bulunduğuna dair defter sahibine tamamlayıcı bir yemin verir.
Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina ederse, mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati hakkında bir yemin verir.
III - SAHİBİNİN ALEYHİNDE: m. 84 - Kanuna uygun olarak veya olmıyarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.
IV - SAHİBİNİN LEHİNDE: m. 85 - Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur; şu kadar ki hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden defterleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.
V - DİĞER TARAFIN ALEYHİNDE: m. 86 - Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhinde delil olur. Hasım taraf, aleyhinde delil ittihaz olunan kaydın aksini muteber delillerle ispat edebilir.

VI -Ticari davalarda Yargılama Usulü
Ticari davalarda kimi davalarda basit yargılama usulünün yapılacağı belirtilmiştir. Bunun harici olan davalar için ise genel uygulamaya göre davalar çözülmelidir.Basit yargılama usulüne tabi iş ve davalara asli tatilde de bakılır (Humk m. 176/11) . Ticari davalar da Basit yargılama usulüne tabi davalara örnek verecek olursak Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları (m. 507/ 1 ,176/7) . Ticaret dava niteliğindeki bir davaya miktardan dolayı sulh hukuk mahkemesi bakıyorsa yine bu dava da basit yargılama usulüne göre görülmelidir. Çünkü Sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. 507/1, 176/ 10 . Özel bir kanunda da yine o davaya basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilebilir. Koopr. K. m. 99,II Ayrıca TTK M. 207 ,1209,1212,1460
Bu tür usul öngörülmeyen hallerde Asliye mahkemelerinde görülecek işlerin yazılı yargılama usulüne göre görülmesi gereklidir.

SONUÇ
Ticari davalar Mutlak Ticari davalar, Bir ticari işletmeyi ilgilendiren havale , vedia ve telif haklarına ilişkin davalar ,Nispi Ticari Davalar (her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalar olarak üç başlık altında incelenmiştir.
Ticari davalar ihtisas gerektiren mahkemelerdir. Ülke uygulamasında mahkemelerdeki hakim yetersizliği ile aslında heyetle bakılması gerekli davalar tek hakimli mahkemelerde görülmektedir. Ticari davaların sınırları kanun ile geniş bir çerçevede sayılmıştır. Kimi kanunlarda da kimi davaların ticari dava olduğu belirtilmiştir. Davaların daha hızlı ve Hukuka uygun sonuçlanması için o konuda yetkilendirilmiş mahkemelerde incelenmesi gerektiği gibi uygulayıcıların da hangi davaların hangi mahkemelerin görev işbölümü alanına girdiğini bilmesi hem adaletin hızlı çalışması hem de gereksiz zaman kaybını önleyecektir.
Bu çalışmada ticari davaların sınırlarını belirtip diğer mahkemeler ile arasındaki ilişki incelenmiştir. İhtisas mahkemelerinin artması ile mahkemeler arasındaki görev yetki işbölümü ilişkisi daha da karışık hale gelmektedir.
Türk Ticaret kanun tasarısında konumuzla ilgili gerekli açıklamalar yapılmıştır. Tasarı mevcut hali ile konumuza yeni bir şey getirmemektedir. Dilinin sade olması hukuk ilmi ile uğraşmayanlar için daha anlaşılır olmuştur. Fakat kimileyin de oturmuş kavramlarda değişiklik yapmak eski uygulayıcılarda bir düşünme ihtiyacı hissettirecektir.

Avukat HACI OSMAN ÖZÜLKÜ
Kayseri Barosu
Erciyes Üniversitesi
Tezli Yüksek lisans Öğrencisi

Makaleyi İndir