b- Ticari davalar (TTK. m.4/1)
Ticaret kanunun sistemi içerisinde ticari işler kavramına giren bütün uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalar değil yalnız mahiyet ve özelliği itibari ile hakimin özel uzmanlığını gerektiren davaların ticari dava olarak nitelendirilmesi prensibinden hareket edilmiştir. Ticari dava nitelendirmesinde ticari işten ziyade tacir ve ticari işletme kavramları daha önemli rol oynamaktadır . Buradaki davalar hukuk davalarıdır. İstisnası vardır. Ticari davaları üç başlık altında inceleyeceğiz.

A- Mutlak Ticari davalar

a- TTK 4/1, 1-6 bentlerinde gösterilen hususlardan doğan davalar

Madde 4 – 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın:

1. Bu kanunda (ticaret Kanunu);
Ticaret kanununda düzenlenmiş olan bütün konulardan doğan davalar mutlak ticari davadır. Bu davalarda tarafların tacir olması gerekmediği gibi kişilerin ticari işletmesi ile ilgili olma şartı da yoktur. Burada ki davalar ticaret kanununda düzenlendiği için zaten niteliği itibari ile ticari davaya konu olması kabul edilmiştir.
Örnek babında sayılırsa TTK m.762-Taşımadan , ticaret sicilinden, acentelikten , tellallıktan (ticari işleri tellalı),kıymetli evraktan (bono ,poliçe , çek ),cari hesaptan , haksız rekabetten , çatmadan , ticari ortaklıktan doğan davalar, Anonim ortaklığa kayyım tayinine ilişkin uyuşmazlık ticaret mahkemesinde görülür , sigorta şirketinin halefiyete dayanan rücu Davası TTK m.1301,
2. Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar hakkındaki 876 ila 883 üncü maddelerinde;
Eski MK maddeleri olan 876 ila 883 maddelerini Yeni MK nun 962-969 maddelerini karşılamaktadır . Burada bahsedilen rehin taşınır rehinidir. Bu tür uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olarak kabul edilmesinin sebebi faaliyetin ancak bir ticari işletme tarafından yürütüleceği ve rehin karşılığı ödünç ilişkisinin çözümünün ihtisas gerektirmesidir. Bu işin esnaf faaliyeti sınırlarını aşması sebebi ve ticari işletme çerçevesinde yürütülecek bir faaliyet olarak görülmesinden ticari dava olarak belirtilmiştir.

3. Borçlar Kanununun
a-bir işletmenin satılması veya diğeriyle birleştirilmesi hakkındaki 179 ve 180,
Bu maddelerde sadece 179 ve 180 ticari işletmenin satılması ve birleştirilmesi ticari dava olup mamelekin bir kişi tarafından alınması ticari davaya konu olmamalıdır. Ticaret şirketlerinin birleşmesi ise TK 146 ve devamında düzenlenmiştir.
b- rekabet memnuiyetine dair 348 ve (VE yi ila olarak anlamak gerekli) 352,
BK. 348 maddesi ve devamında hizmet sözleşmesinden dolayı doğan rekabet yasağını düzenlemiştir.Bu tür davaları ticaret hayatında ki öneminden dolayı ticari dava olarak belirtmiştir. Burada rekabet yasağının ihlali sadece ticari işletme değil esnaf işletmesinde çalışan kişinin olması da mümkündür.

c- neşir mukavelesi hakkındaki 372 ila 385
Neşir mukavelesi, bir akittir ki onunla edebi ve sınai bir eserin müellifi veya halefi, o eseri bir naşire terk etmeği taahhüt ve naşir de o eseri az çok teksir ile halk arasında neşir etmeği iltizam eder.BK m.372

,d-itibar mektubu ve itibar emri hakkındaki 399 ila 403,

İtibar mektubu ilişkisinde üç kişi vardır. Mektubu düzenleyen mektubun hitap ettiği kişiye mektup hamiline talep edeceği para ve-veya benzeri şeylerin verilmesini istemesidir. düzenleyen ile muhatap arasında ilişki muhatabın kabulü ile muhatap ile hamil arasında ki ilişki ise muhatabın hamile karşı belli bir miktar parayı ödemeyi taahhüt etmesi ile doğar.

İtibar Emri B.K m.400 – Bir kimse, kendi nam ve hesabına ve amirin mesuliyeti altında bir üçüncü şahsa itibar vermek veya itibari tecdit etmek için emir almış ve kabul etmiş ise, memur vekaletini tecavüz etmedikçe amir, itibar edilen borçtan dolayı kefil gibi mesul olur.
Şu kadar ki tahriri emir olmadıkça amir, mesul olmaz.

e- komisyona dair 416 ila 429,

Bk m. 416 – Alım ve satım işlerinde komisyoncu, ücret mukabilinde kendi namına ve müvekkil hesabına kıymetli evrak ve menkul eşya alım ve satımını deruhte eden kimsedir.”Şeklinde tanımlanmıştır.

f- ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki 449 ila 456,

Ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir. BK.m. 449 –
Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.Bk. m. 453
Bir müessese için merkezinin haricindeki mahallerde muamele icra eden seyyar memurlar, müessese namına sattıkları malın bedelini almak ve makbuz vermek ve borçluya mehil ita etmek salahiyetini dahi haiz sayılırlar. BK. m. 454
Bu tür davalar da mutlak ticari davadır. Bu kişilerin yaptıgı işlerde ticari hayat içerisinde yoğun olup ihtisas mahkemelerince çözülmesi belirtilmiştir.

g- havale hakkındaki 457 ila 462,
Havale, bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına nakit veya kıymetli evrak veya sair misli şeyler itasına mezun kılınır(BK. m. 457).

h- vedia hakkındaki 463 ila 482 nci maddelerinde;
Vedia, bir akittir ki onunla müstevdi, müdi tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder.BK. m. 463

4. Alameti farika (marka), ihtira beratı (patent)ve telif hakkına mütaallik mevzuatta ;
Alameti farika yani marka ile ilgili davalar da niteliği itibari ile ticaret hayatını ilgilendiren kişilerle ilgili davalardır. Bu tür davalar ihtisas mahkemeleri kurulan yerlerde fikri ve sinai haklar mahkemesinde görülürler. Bu mahkemenin olmaması durumunda ise o yerdeki Asliye hukuk mahkemelerinden biri bu tür davalara bakar. Ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında işbölümü ilişkisi olsa da kanun hükmünde kararnamenin 71 maddesinde tek hakimli mahkemenin görevli mahkeme olarak bu işlere bakması için Adalet bakanlığının teklifi ve HSYK Tarafından belirlenir.
TTK. da marka ile ilgili davanın ticari dava olduğu belirtilmiştir. Fakat daha sonra yukarda belirtilen 556 syl. KHK. Asliye hukuk mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Bu KHK ile de Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasındaki işbölümü belirtilmiş olmaktadır. Asliye hukuk mahkemelerinin görevlendirilmesi KHK. deki maddeye sağdık kalınmasından kaynaklıdır. Aslında bu tür davalara üç üyeli ticaret mahkemeleri görevlendirilmeli olmadığı taktirde asliye hukuk mahkemeleri görevlendirilmelidir.

551 syl KHK. m. 5 – Yeni tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunur. Madde 1 – Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, buluş yapma faaliyetini özendirmek, buluşların sanayiye uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesini sağlamak için buluşlara patent veya faydalı model belgesi vererek korumaktır.

Telif hakkı ile ilgili olarak …. TTK. madde 4- 1.som cümlesi “……… tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır.” Şeklinde olup telif haklarına ilişkin bir durumda davanın ticari dava olması için taraflardan birinin ticari işletmesini de ilgilendirmesi gerekecektir.Yani telif hakları bu çerçevede değerlendirilmelidir.

5. Bu kanunun 135 inci maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki hususi hükümlerde ;
Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümler hakkındaki özel hükümler saklı demek kaydı ile bu sayımın tahdidi olmadıgı belirtilmiştir.
6. Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır.

Sayfalar: 1 2 3 4