b- Özel kanun hükümleri gereğince mutlak Ticari sayılan davalar

TTK.m. 5/2 ” Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, Asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.” Fıkrası ile özel (Hususi) hükümlerde de ticari davaların belirlenebileceğini belirtmiştir.
Özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davaları sayacak olursak:
* Kooperatifler K. 99 maddesi uyarınca bu kanundan düzenlenen hususlardan doğan davalar , tarafların tacir olup olmadıklarına bakmazsızın ticari sayılır. Burada mahkemenin görevli olduğunu belirtmemiştir. Kooperatifler kanunun düzenlenmesinden doğan davaların ticari dava olduğu belirtilmiştir. Aşağıda diğer yasa maddelerinde belirtildiği gibi ticaret mahkemesinde görülür diye açıkça belirtmemiştir.

* Finansal kiralama sözleşmesinden doğan davalar ticari dava niteliğindedir.(Finansal Kir. K. 31)

* TİRK.’nin 22. maddesine göre bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, ticaret sicilinin bulunduğu mahallin ticaret mahkemesinin görevi dahilindedir.

* İflas davası da borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır (İİK 154/IV,156/Iİ158,173/I,174,182,235,254,313-314).

*Oda ve borsa üyelerine verilen disiplin cezaları (5590 S.k. m. 74/8 ,
Buradaki düzenlemede, birlik tarafından kişiye verilen disiplin cezalarının incelenmesi ile ilgili bir düzenlemedir. Düzenlemede ticaret mahkemesine bu birliklerin vermiş olduğu kararları denetleme yetkisi verilmiştir.

Özel kanunlarda davanın ticari dava olduğunun belirtilmesi ile ticaret mahkemesinde görüleceğinin belirtilmesi aynı şeyleri belirtmemektedir. Şöyle ki Bu durum görevle ilgili bir inceleme yapmak gerekecektir. Koop K. veya Finansal kiralama Kanununda belirtildiği gibi bu tür davaların “Ticari dava ” olduğu belirtilirse davanın miktarına göre dava Asliye veya Sulh mahkemesinde görülebilecektir. Fakat İİK.nun daki gibi ticaret mahkemesi görevli şeklinde bir ibarenin kullanılması durumunda davanın miktarı ne olursa olsun ticaret mahkemesi bu davayı inceleyecektir.

B-Bir ticari işletmeyi ilgilendiren havale , vedia ve telif haklarına ilişkin davalar

Sadece bir taraf için ticari sayılan işler TTK m. 21/2 ye göre bir akitden doğmuşsa diğer taraf için de ticari sayılabileceği halde , kural olarak “ticari dava ” sayılmayacak ve hakkında ticari hükümler uygulanmakla beraber anlaşmazlık Asliye hukuk Mahkemesinde çözümlenecektir .
Borçlar Kanunu’nun havale , m. 457-462, vedia 463-482 düzenlemelerine ilişkin konulardan doğan davalarla ;telif /eser hakkı düzenleyen kanun FSEK M. 69-70 SVMEK m. 8 düzenlemelerine ilişkin konulardan doğan davalar taraflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili oldukları taktirde ticari dava sayılırlar .Havale vedia ve telif haklarına ilişkin işlemler de tarafların her ikisi tacirse ve ya her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ise bu dava mutlak ticari davalara girer .Bu sebeple tarafların sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması yeterlidir.Ticari işletmenin havale , vedia ve telif hakkı ile ilgili olan ilişkidi yeterli olup bu ilişkideki işlem ve sözleşmenin tarafı olması şart değildir.Bir memurun başka bir memura banka ile havale yapması halinde bankanın işlemde ticari işletme olması ve bankanın işlemle ilişkili olması sebebi ile dava ticari dava iken bu para gönderme işinin posta havalesi ile yapılması halinde bu ilişkiden doğan dava ticari dava değildir .
Telif hakkı TK.m. 4/1-4 Bentte düzenlenmiş aynı zamanda .4/1-6 bentte belirtilmiştir.Sabih Arkan telif hakları ile ilgili açıklamasında örnek babında: bir piyesin, yazarının izni alınmadan temsil edilmesi dolayısı ile tiyatro sahibine (TTK. m. 12/6 da tacir- ticari işletme olarak sayıldığı için )karşı açılan FSEK M. 66 gereği ticari dava kabul etmiştir. Fakat bir bilim adamının başka bir araştırmacı tarafından hazırlanan eseri kendi adı altında yayımlanması nedeni ile açılan tazminat davası FSEK 70 Ticari işletme ilgili olmadığından ticari dava kabul etmemiştir .Burada son örnekteki işlem de ticari davaya vücut verir. Şöyle ki TTK m. 4/ 1-4 Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta ilişkin davaları ticari dava kabul etmiştir.

C-Nispi Ticari Davalar (her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalar)

Yukarda belirtilen mutlak ticari davalar ile bir ticari işletme ile ilgili olması şartıyla havale vedia ve telif hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar dışındaki bir uyumazlığın ticari dava ayılabilmesi için ;her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda da uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gereklidir .
Türk Ticaret kanununun 21/1 fıkrası her iki taraf için de ticari ticari sayılan konulardan doğan davalar nispi ticari dava niteliğindedir(TTK.m.4/f.1c.1).Burada iki tarafın tacir olması ve dava konusu uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesi ile ilğili bulunması koşulu birlikte gerçekleşmesi gereklidir .BK. m. 520 deki adi ortaklığın ortakları arasındaki davalar nispi ticari davalara örnek gösterilebilir .Bu örnekte de görüldüğü üzere ortaklık tacir olmayıp, adi ortaklığın ortakları tacirdir ve aralarında ortaklıktan doğan dava nispi ticari davadır.
Tüzel kişi tacirlerin bütün işleri ticari niteliktedir. Gerçek kişi tacirler de ise iki istisna dışında işlemleri ticaridir. Bunlar muamelenin yapıldığı esnada ticari İşletme ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirirse veya işin ticari sayılması halin icabı müsait olmazsa yapılan iş ticari nitelikte olmayacaktır. Bu sebeplerle tüzelkişi tacirlerin işleri ticari davaya olurken gerçek kişi tacirler iki istisnanın olmaması ve iki yanın ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari davadır.
Ayrıca TTK. m 21/II gereği bir taraf için ticari olan iş niteliğindeki sözleşmeler diğer taraf içinde ticari iş sayılmasına rağmen, bu tür davalar ticari dava değildir. Ticari dava olabilmesi için diğer şartları da sağlaması gereklidir. Örneğin satım, kira, hizmet, istisna, karz gibi hukuki muameleler ve haksız sebepsiz zenginleşme ilişkisinden doğan davaların ticari dava olabilmesi için her iki yanın da tacir olması veya her iki yanın ticari işletmesi ile ilgili olması gereklidir .
Sonuç olarak açıklık getirecek olursak TTKm.21 Ticaret karinesini düzenleşmiştir.”m. 21 – Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Şu kadar ki; hakiki şahıs olan bir tacir, muameleyi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele, fiil veya işin ticari sayılmasına halin icabı müsait bulunmadığı takdirde borç adi sayılır.

Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler, kanunda aksine hüküm olmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” Ticari iş karinesinden dolayı da işin ticari iş olması onun ticari dava olmasını gerektirmez. Ticari dava olması için diğer şartlar da gerçekleşmelidir.
III-Ticaret mahkemeleri ile Asliye hukuk Mahkemeleri-Sulh hukuk Mahkemeleri arasındaki Yetki, görev ve iş bölümü ilişkisi
Genel olarak : TTK m. 5 te görev işbölümü anlatılmıştır. Yetkiden söz edilmemiş olsa bile mahkeme görev incelemesinden sonra HUMK hükümleri ve özel hükümlere göre yetkili mahkemeyi de inceleyecektir.
TİCARET MAHKEMELERİNİN İŞ SAHASI: Madde 5 – Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.

Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.

İkinci fıkrada yazılı hallerde, munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmıyan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya hukuki mahiyeti itibariyle mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olunabilir. İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya ilgili mahkemeye gönderilir; bu mahkeme davaya bakmaya mecburdur; ancak, davanın mahiyetine göre tatbikı gerekli usul ve kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmıyan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.

Vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri, iş sahasına ait iptidai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur.
TTK madde 5. ile birlikte görev yetki ayrımı harici birde iş bölümü müessesesi karşımıza çıkmıştır.
a- Görev açısından değerlendirme
Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri bulunan yerler arasındaki ilişki işbölümü ilişkisidir. Yani görev ilişkisi değildir. Görev ilişkisi Asliye hukuk (asliye ticaret Mahkemesi) ile sulh hukuk mahkemeleri arasında çıkabilir. Görev ( vazife ) o yerdeki (ilçedeki ) hukuk mahkemelerinden hangisi tarafından bakılacağını belirtir. Görevli mahkemeyi hakim resen göz önünde bulundurur. Görev itirazını kural olarak davalı yapar . Temyiz aşamasında davalıda görev ile ilgili temyiz aşamasında davası esastan reddedilen davacı da grev açısından temyiz itirazında bulunabilir. M 428/2. Görevsiz mahkemede davanın sonuçlandırılması taraflar temyiz etmese dahi Yargıtay tarafından resen incelenerek bozulabilir. Bu mutlak bir bozma nedenidir.
b- İş bölümü açısından değerlendirme
İş bölümü hem Asliye Hukuk hem Asliye Ticaret mahkemeleri arasında geçerlidir. İş bölümü itirazı Humk 187 göre ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir.On günlük cevap süresi içerisinde yani cevap lahiyası ile veya ayrı bir dilekçe ile yapılması mümkündür.Hakim iş bölümünü resen göz önünde bulunduramaz.

aa-İş bölümü itirazının reddi
İlk itiraz süresinde yapılmazsa veya kanuni süresi içerisinde yapılmış olmakla beraber haksız ise bu durumda reddine karar verilir ve ancak esas kararla birlikte temyize konu olabilir. iş bölümü itirazı reddi ara karar olması sebebi ile mahkeme tekrardan arar kararından dönebilir. Yani gönderme karı vererek işbölümün icabı bakması Gerekli mahkemeye gönderir.
İş bölümü reddinin hatalı olması tek başına bozma sebebi değildir. Fakat karar başka sebeple de bozulursa Yargıtay dosyayı iş bölümüne uyulmaması sebebi ile bozar ve işbölümü icabı bakması gereken mahkemeye gönderir.
Davalı sadece iş bölümü itirazı yapmış ise red kararından sonra davalıya yeni esasa cevap verme süresi belirleyerek ve duruşma günü tebliği ile haber verir.

bb-İşbölümü itirazının kabulü (gönderme kararı)
İş bölümü itirazının kabulü halinde mahkeme gönderme kararı verir. Bu gönderme kararı ile mahkeme dosyadan elini çekmiş olsa bile dava daha devam ettiği için taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemez. Verilmiş ise sadece bu kısımlar temyiz edilebilir. Gönderme kararında mahkeme sadece gönderme kararı verir. Yani dosyayı mahkemeye resen göndermez. Bu göndere kararının yüze karşı verilmişse bu tarihten gıyapta verişmişse kararın tebliğinden itibaren davalı veya davacı kararı vermiş olan veya gönderme kararında görevli olarak gösterilen mahkemeye 10 gün içerisinde başvurması ve gerekli masrafları yatırması gereklidir. Bu işlem zamanında yapılmaz ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.(Humk m.193f.4).
Mahkemenin ilk itirazın süresinden sonra veya hiç ileri sürülmemesi halinde resen iş bölümünden dosyayı göndermesi halinde gönderilen mahkeme incelemek mecburiyeti konusunda çoğunluk görüşü dosyaya gönderilen mahkemenin bakması gerektiğidir. Fakat bu gönderme kanunda şartları belirtilen gönderme kararı olmayıp keyfi bir gönderme kararı olup mahkemenin bu davaya bakma zorunluluğu olmaması gereklidir.

Sayfalar: 1 2 3 4