c- Yetki açısından değerlendirme

Yetki (salahiyet) ise davaya hangi yerdeki görevli hüküm mahkemesi tarafından bakılacağını belirtir. Yetkili mahkemeyi görevli mahkeme inceler. Öncelikle görev incelenmeli daha sonra yetkili mahkeme değerlendirilmelidir. Yetkiyi iki açıdan incelersek kamu düzenine ilişkin olan kesin yetkili mahkeme ve kamu düzeninden olmayan yetki şeklide . İlkinde yetki mahkeme tarafından ve taraflarca her aşamada ileri sürülebilir.Bu bir ilk itiraz değildir. Örneğin iflas davası ve TİRK daki yetki ayrıca şirket , kooperatif , dernek ve vakıfların ; kendi işlerine ilişkin olmak üzere birbirlerine karşı açacakları davalar ; şirket , kooperatif , dernek veya vakıfın ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılır m.17,c.2). Bu mahkemenin yetkisi kesin yetki olup her aşamada ileri sürülebilir. . Ayrıca kamu düzenine ilişkin olan kesin yetkili olmayan mahkemeler de vardır.HUMK m. 19 – Sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat davası sigorta emvali gayrimenkuleye veya muayyen bir yerde kalması şart kılınan emvali menkuleye müteallik ise emvali mezkurenin bulunduğu ve vaziyeti icabı müstakar olmıyan emvale mütaallik ise tehlikenin hadis olduğu ve hayat sigortalarında sigorta olunan şahsın ikametgahının bulunduğu mahallerde dahi ikame edilebilir.
Bu kanunun meriyetinden sonra sigorta mukavelelerine bu maddeye muhalif konulacak şartların hükmü yoktur.
Bu madde bahri sigortalara şamil değildir.
Mali mesuliyet siğortalarında ,siğertacının merkez ve ya şubesinin veya siğorta sözleşmesinin yapan acentenin bulunduğu veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesi yetkili mahkemedir.(2918 syl KTK M. 110 )
IV -Ticaret Mahkemeleri İle denizcilik İhtisas Mahkemeleri, Fikri ve Sinai Haklar Mahkemeleri , Tüketici Mahkemeleri Arasındaki İlişki

a-Denizcilik ihtisas mahkemeleri :
Ttk m. 4 son fıkra,(Ek fıkra: 20/04/2004-5136 S.K. 1.mad) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.
Şu an da sadece İstanbul ili sınırları ile yetkili denizcilik ihtisas mahkemesi kurulmuştur. Yargıtay taşıma sırasında sigortalı mala gelen zararı sigorta şirketinin sigorta yaptırana ödeyip deniz kanalı ile taşıma işini yapan davalıya açılan rücü davadasın da görevli mahkemenin deniz ticaret mahkemesi olduğunu belirtmiştir . Bu davada Yargıtay yukarda açıklanan yani olayın taşıma işi olmasını , sigortadan kaynaklanmasını gibi durumları değerlendirerek ticaret mahkemesinin görev alanına girmediğini bu davanın deniz taşıma sözleşmesine ilişkin bir dava olduğunu , davada bu davayı ihtisas mahkemesi olarak deniz ihtisas mahkemesini görevli saymıştır.

b-Tüketici mahkemeleri :

Tüketici mahkemelerinin görev alanı 4077 syl. K. 23. maddesinde belirtilmiştir.

Madde 23 – (Değişik madde: 06/03/2003 – 4822 S.K./30. md.) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.

4077 sayılı kanunun Kapsam 2. maddede şöyle tanımlanmıştır.” – Bu Kanun, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.”
m.3-e fıkrasında ise Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,” olarak tanımlanmıştır.m.3- h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,

4077 Sayılı Kanunu amaç, kapsam ve tanımlar ile görev alanını belirlemeye çalıştığımızda karşımıza çok geniş bir alan çıkmaktadır. Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemesinin bakacağı belirtilmiştir. Fakat bu ibare hem çok geniş hem muğlak ifadeler içermektedir. Uygulamada bu geniş çerçeve sıkıntı çıkartmaktadır. Fakat 4077 sayılı k. genel olarak baktığımızda yapmış kapıdan satış ,mesafeli sözleşmeler,kapıdan satış,kampanyalı satış , paket tur, tüketici kredisi,konut finasman sözleşmeleri gibi belirtilen durumlarda bu mahkemelerin görevine girmektedir.m.4 Ayıplı mal ve m.4/A Ayıplı hizmette da yine tüketici mahkemelerinin görev alanı içerisindedir. Bu ayıplı mal ile ilgili durum uygulamada sorunlara yol açabilecek bir tanımlama dır. Bu sebeple genel bir örnek verelim. Örneğin arsa karşılığı daire sözleşmesinde dava asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir. Bu davada ayıplı mal olma hali bile yine asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir. Fakat kişi arsasını kooperatif ile arsa karşılığı daire sözleşmesi yaparsa bu davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gereklidir. Fakat kişi arsa vs vermeden mal alıyorsa o zaman bu malın ayıplı olması durumunda 4077 s.k m. 4 uyarınca tüketici mahkemesinde görülür diyebiliriz. Fakat bu çizdiğim sınırlar genel kabül gören sınırlar olmayıp mahkemelerin farklı uygulama ve görüşleri vardır. Bu manada sınırların kanunda belirlenmesi uygulayıcılar açısından yararlı olacaktır.
Ticaret mahkemesi ile tüketici mahkemesi arasında ki ilişki görev ilişkisidir.

c-Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi :

TTK Madde 5/2-Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.
KOMİSYONDAN GEÇEN TTK TASARI M. 5/2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticarî sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
TTK m.4/1-4 bend” Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta;
tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır.”

TTK Tasarı m.4-d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta;
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Ancak; herhangi bir ticarî işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

Fikri ve sinaı haklar mahkemesi bir çok ilde kurulmamıştır. İstanbul Ankara İzmir gibi büyük ve iş yoğunluğu olan yerlerde kurulmuş olup bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde ise Asliye hukuk mahkemelerinin 3 nolu mahkemesi bakmaktadır.

551 Syl. KHK- patent, 556 syl KHK- marka, 554 Syl KHK – endüstriyel tasarım m. 58 ve 4630 syl Kanunlarda bu tür davalara bakmakla görevli mahkemeler ihtisas mahkemeleridir .Bu mahkemelerin olmadığı yerlerde bu tür davalara Asliye hukuk mahkemelerinde bakılacaktır. TTK tasarıda fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuat tan doğan davaları ticari dava olarak belirtmiştir. TTK m.4/1-4. bentte fikri ve sinai haklara giren kavramları saymışken tasarı genel bir başlıkla bu davaların ticari dava olduğunu belirtmiştir. Tararı daha arı bir dil kullanmış ve öncelik maddede geçen telif ibaresini fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yazmış ve bu hali de istisnalardan saymıştır.TTK eski ve yeni hallerinde de bu manada fikri sinai haklar ile ilgili mahkemelerin görevlerinde bir değişiklik olmamıştır.

V- Ticari Davalarda Deliller

Ticari davalarda deliler konusunda sadece ilgili hükümler aktarılmıştır.
TTK m.20/3 Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır.

TİCARİ DAVALAR VE DELİLLERİ: 1. UMUMİ OLARAK:
Madde 4 – 2 Ticari davalarda dahi deliller ve bunların ikamesi Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine tabidir
(Ek fıkra: 20/04/2004-5136 S.K. 1.mad) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.
3. FATURA VE TEYİT MEKTUBU:
Madde 23 – Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.
Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.
Şifahen, telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.

E – TİCARİ DEFTERLERİN İSPAT KUVVETİ:
I – KATİ DELİL:m. 82 – Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.
Tasdika tabi olmıyan defterler ancak 69 uncu madde gereğince tasdika tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olunur.
Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar.
II – YEMİN: m. 83 – Mahkeme, aşağıdaki hükümler gereğince, defter münderecatını sahibi lehine hükme medar görmüşse kanaatini kuvvetlendirmek için o kaydın doğru olduğuna ve davacının halen davalıda yerine getirilmesi gereken hakkı bulunduğuna dair defter sahibine tamamlayıcı bir yemin verir.
Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina ederse, mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati hakkında bir yemin verir.
III – SAHİBİNİN ALEYHİNDE: m. 84 – Kanuna uygun olarak veya olmıyarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.
IV – SAHİBİNİN LEHİNDE: m. 85 – Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur; şu kadar ki hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden defterleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.
V – DİĞER TARAFIN ALEYHİNDE: m. 86 – Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhinde delil olur. Hasım taraf, aleyhinde delil ittihaz olunan kaydın aksini muteber delillerle ispat edebilir.

VI -Ticari davalarda Yargılama Usulü
Ticari davalarda kimi davalarda basit yargılama usulünün yapılacağı belirtilmiştir. Bunun harici olan davalar için ise genel uygulamaya göre davalar çözülmelidir.Basit yargılama usulüne tabi iş ve davalara asli tatilde de bakılır (Humk m. 176/11) . Ticari davalar da Basit yargılama usulüne tabi davalara örnek verecek olursak Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları (m. 507/ 1 ,176/7) . Ticaret dava niteliğindeki bir davaya miktardan dolayı sulh hukuk mahkemesi bakıyorsa yine bu dava da basit yargılama usulüne göre görülmelidir. Çünkü Sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. 507/1, 176/ 10 . Özel bir kanunda da yine o davaya basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilebilir. Koopr. K. m. 99,II Ayrıca TTK M. 207 ,1209,1212,1460
Bu tür usul öngörülmeyen hallerde Asliye mahkemelerinde görülecek işlerin yazılı yargılama usulüne göre görülmesi gereklidir.

SONUÇ
Ticari davalar Mutlak Ticari davalar, Bir ticari işletmeyi ilgilendiren havale , vedia ve telif haklarına ilişkin davalar ,Nispi Ticari Davalar (her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalar olarak üç başlık altında incelenmiştir.
Ticari davalar ihtisas gerektiren mahkemelerdir. Ülke uygulamasında mahkemelerdeki hakim yetersizliği ile aslında heyetle bakılması gerekli davalar tek hakimli mahkemelerde görülmektedir. Ticari davaların sınırları kanun ile geniş bir çerçevede sayılmıştır. Kimi kanunlarda da kimi davaların ticari dava olduğu belirtilmiştir. Davaların daha hızlı ve Hukuka uygun sonuçlanması için o konuda yetkilendirilmiş mahkemelerde incelenmesi gerektiği gibi uygulayıcıların da hangi davaların hangi mahkemelerin görev işbölümü alanına girdiğini bilmesi hem adaletin hızlı çalışması hem de gereksiz zaman kaybını önleyecektir.
Bu çalışmada ticari davaların sınırlarını belirtip diğer mahkemeler ile arasındaki ilişki incelenmiştir. İhtisas mahkemelerinin artması ile mahkemeler arasındaki görev yetki işbölümü ilişkisi daha da karışık hale gelmektedir.
Türk Ticaret kanun tasarısında konumuzla ilgili gerekli açıklamalar yapılmıştır. Tasarı mevcut hali ile konumuza yeni bir şey getirmemektedir. Dilinin sade olması hukuk ilmi ile uğraşmayanlar için daha anlaşılır olmuştur. Fakat kimileyin de oturmuş kavramlarda değişiklik yapmak eski uygulayıcılarda bir düşünme ihtiyacı hissettirecektir.

Avukat HACI OSMAN ÖZÜLKÜ
Kayseri Barosu
Erciyes Üniversitesi
Tezli Yüksek lisans Öğrencisi

Ticari Davalar – Ticaret Mahkemeleri

Sayfalar: 1 2 3 4