4

HACİZDE SIRA (TERTİP)

HACİZDE SIRA (TERTİP)

GİRİŞ

HACİZ

HACİZDE SIRA

I-Genel Olarak

II- Haciz Yapılırken İzlenecek Sıra

1-Genel Olarak

2. Çekişmesiz Malların Haczi

a) Genel Olarak

b) Çekişmesiz Malların Haczinde İzlenecek Sıra

ba) Taşınır Malların Haczinde Sıra

bb)Taşınmazların haczinde sıra

3. Çekişmeli Malların Haczi

a )Genel Olarak

b )Çekişmeli Malların Haczinde Sıra

c) Bir sıralama yapacak olursak :

C - HACİZDE TERTİBİN AMACI

D - ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ VE HACİZDE TERTİPDE ÖNEMİ

I-Genel olarak

II-Ölçülülük İlkesinin İcradaki Uygulaması

E - HACİZDE SIRA ve YASA YOLLARI

I - Genel olarak

II - Çeşitleri:

Sonuç

Kaynakça

kayseri-hacizde-sira-tertip

HACİZDE SIRA (TERTİP)

GİRİŞ :

Bu çalışmamızda icra hukukunun gerekliliğine kısaca değindikten sonra icra hukuku önemli bir aşaması olan haciz ve haciz yapılırken uyulması gereken sıralama ve bu sıralamaya uymamanın yaptırımından bahsedeceğiz.Bilindiği gibi hukuk devleti içerisinde devlet düzenini sağlanması insanların huzur içinde yaşaması için belli kuralların işlemesi gereklidir. İcra hukuku ise bu manada çok işlerlikli olan bir hukuk dalıdır. Ticaretin çok gelişmiş olduğu günümüz toplumlarında ve çeşitli şekilde ifa zorunluluğunun doğduğu bu zamanda kişiler bu edimleri rızaları ile yapmak istemedikleri zaman talep olması halinde devlet gücünün desteci ile yapmaktadırlar. İşte icra hukuku burada bize yardımcı olmaktadır.
İcra hukukunun tanımından sonra icranın gerçekleştirilme aşamalarından biri olan haciz ve hacizdeki tertip-sıradan bahsedeceğiz. icra hukuku ve iflas hukuku diğer adı cebri icra hukuku borçların devlet kuvveti yardımı ile (zorla ) yerine getirilmesidir. Haciz İcra takibine mevzu teşkil etmiş icra kabiliyetini haiz muayyen bir para alacağının istifasını temin zımnında bu yolda talepte bulunan alacaklı lehine ,mevzubahis alacağı karşılayacak miktar ve kıymetteki borçluya ait mal ve haklara icra memurunun beyan ile hukuken el konulmasıdır .Borçlunun alacaklarının haklarının menkul, gayrimenkul mallarının devlet gücü ile kişinin üzerinde tasarruf edebilme yetkisinin kaldırılması olarak tanımlarsak bu işlemi yapan icra müdürünün de belli bir sırada bu haciz işlemini yapması gerekmektedir. Bu işleme biz haciz de sıra diyebiliriz.
Ayrıca hacizde sırayı Sıra cetveli ile karıştırmamak gereklidir. Sıra cetveli :İflas idaresinin alacaklıları ve istihkak iddialarını incelemesi üzerine vardığı sonuçları göstermektedir. İİK.Madde 232 Alacakların kaydı için muayyen müracaat müddeti geçtikten sonra ve iflas idaresinin seçilmesinden itibaren en geç üç ay içinde iflas idaresi tarafından 206 ve 207 nci maddelerde yazılı hükümlere göre alacaklıların sırasını gösteren bir cetvel yapılır ve iflas dairesine bırakılır.Şeklinde olup 206. madde de hacizde alacaklılar arasında sırayı göstermektedir
Açıklamamı madde metnine sadık kalarak yapmayı amaç edineceğim. Fakat hacizde sıra ile ilgili bu başlıkta bir madde olmamasına rağmen İcra iflas Kanunu madde 85 : TAŞINIR VE TAŞINMAZ MALLARIN HACZİ başlığı ile düzenlenmiştir.: m. 85 (Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 md.)
Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/8 md.) Borçlu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıslar, taşınır mal üzerinde üçüncü bir şahsın mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakkının bulunması veya taşınır malın üçüncü şahıs tarafından haczedilmiş olması halinde bu hususu haciz yapan memura beyan etmek ve beyanının haciz tutanağına geçirilmesini talep etmek, haczi yapan memur da borçluyu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahısları bu beyana davet etmek zorundadır. Bu tür mallar ile üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.
Ancak haczolunan taşınmaz artırmaya çıkarılmadan borçlu borcun itfasına yetecek taşınır mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse taşınmaz üzerinde haciz baki kalmak üzere önce gösterilen taşınır veya alacak da haczolunur.
Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalan taşınmazın idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine icra dairesi müdahale etmez.
Hasılatı paraya çevirme masraflarını ve icabında muhafaza ve idare masraflarını tecavüz etmeyeceği muhakkak olan şeyler haczolunmaz.
Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.
6183 Sayılı Amme alacaklarının tahsili usulü hakkında kanunun Haciz başlıklı 62. maddesi yine İİK m 85 ile aynı şekilde kaleme alınmıştır.
İİK M.85 ve 6183 Syl K. m. 62 de görüldüğü üzere birbirinin benzeri maddelerdir. Yargıtay kararlarından uygulamadaki görüş ve yabancı ülkelerin ilgili hükümlerinden de yararlanarak konuya tam bir açıklık getirmeye çalışacağım.

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
Kuru Baki /Arslan, Ramazan/Yılmaz ,Ejder :İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2002,s.29
2 Postacıoğlu, E. İlhan: İcra Hukuku Esasları,, İstanbul1969, s. 269
Kuru/Arslan / Yılmaz : s. 622
HACİZ: Madde 62 - Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.
(Ek fıkra: 16/07/2004 - 5228 S.K./12.mad) Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir.
Borçlu tarafından başkasının olduğu beyan veya üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.
Ancak haczolunan gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan, borçlu, borcun itfasına yetecek menkul mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse gayrimenkul üzerinde haciz baki kalmak üzere gösterilen menkul veya alacak da haczolunur.
Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalan gayrimenkulün idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine tahsil dairesi müdahale etmez.
Tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir

A- HACİZ

Haciz kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için bu yolda talepte bulunan alacaklı lehine , söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara , icra dairesi tarafından hukuken el konulmasıdır.

B-HACİZDE SIRA

I-Genel Olarak

HACİZDE SIRA (TERTİP) Borçlunun mallarından ancak alacağın ana para ve faizini ve takip giderlerini karşılayacak kadarı haczedilir, daha fazlası haczedilemez (m. 85,I).Fakat borçlunun alacağa yetecek kadar malı haczedilirken yokluğu borçluya en az yük teşkil edecek ve haczi ve satılması en kolay olan mallardan işe başlamak gerekir. Yani ,borçlunun malları haczedilirken belli bir sıraya uyulur ki , buna hacizde tertip denir.
Hacizde borçlunun alacağa yetecek kadar malı haczedileceğine göre haczi yapacak kişinin alacağı ve ferileri ile dosya borcunu da bu manada hesaplanması ve ne miktar kadar haciz yapılacağını belirlemesi gereklidir. Ayrıca hacizde malların kıymet taktiri yapılarak alacak miktarına yetecek mal ve haklar toplamı sonucu yeteri kadar mal haczi halinde kalan mallar haczi yapılmamalıdır. Kıymet takdirini haczi yapan memur haczettiği malın kıymetini bizzat taktir edebileceği gibi icabında bilirkişiye de tespit ettirebilir. Basit şeyler hakkında kıymet taktirini memur kendisi tarafından taktir edilmesi kıymeti değerli mallar hakkında bilirkişi mütalaası alınması icap eder. Memurun kıymet taktiri konusunda yapmış olduğu işlemlere borçlu ve alacaklının şikayet hakkı vardır. Bu şikayette alacaklı malın değerinin fazla yazıldığı veya borçlu malın kıymetinin az taktir edildiğini iddiası sonucu borçlu bir borç için mallarını daha azına haciz konulmasını sağlamış , alacaklı ise alacağı için daha fazla mal haczettirerek alacağını elde etmeye çalışmış olurlar.
Alman Usul Kanunu’nda (ZPO), hacizde sıra başlığını taşıyan açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Mehaz İsviçre İcra ve İflâs Kanunu’nun hacizde tertibe ilişkin m.95 hükmü, Kanunumuzun 85’inci maddesine tam olarak intikal etmemiştir.Buna karşılık, İsviçre hukukunda, bu konu açık bir şekilde düzenlenmiştir. Zira, İsviçre Federal İcra ve İflâs Kanunu’nun (SchKG) 95’inci maddesi “Reihenfolge der Pfändung” yani “hacizde sıra” başlığını taşımakta ve bu hükümde borçlunun mallarının hangi sıraya göre haczedilebileceğini belirtilmektedir. Esas olarak, haczin uygulanmasında sıra, müşterek hukukta mevcut idi ve bu husus çok dikkat ve itina ile hazırlanmış bir sıra düzenlemesi şeklindeki İsviçre Kanununa intikal etti; fakat Alman icra hukuku böyle bir sıra düzenini kabul etmedi (ÜSTÜNDAĞ s.173 dn.510). Alman doktrininde, hacizde sıra esasını, Müşterek Hukuk’a ait demode bir kurum olarak nitelendirenler de vardır. Bu görüşü savunanlara göre, hukuk sisteminin görevi taşımazın ucuza satılmasını önlemekten ibaret olup; buna dikkat edilmesi yeterlidir.
İcra ve İflâs Kanunu’muzda ise “hacizde sıra” başlığını taşıyan açık bir hüküm bulunmamaktadır. Fakat, İcra ve İflâs Kanunu’nun taşınır ve taşınmaz ve diğer hakların haczinin nasıl yapılması gerektiği konusunda İİK 85. madde bize yürürlükteki kanunun amaç ve kapsamını bir nebze olsun verecektir.
Taşınır ve taşınmaz malların haczine ilişkin 85’inci maddesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, icra müdürü borçlunun mallarını haczederken belli durumları gözeterek belli bir sıraya uyması gerektiği sonucuna varılmakta; böylece borçlunun malları haczedilirken kanunun kapsamı ve bu kapsam içerisinde kendisine verilen taktir yetkisi çerçevesinde uyulması gereken sıraya “hacizde sıra” denilmektedir.

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
Kuru/ Arslan / Yılmaz : s. 249
Kuru ,Baki ,İcra ve konkordato hukuku el kitabı,İstanbul 2004, s. 370)
A. TAHİR ÖGÜTÇÜ , ALİ ÇİTOĞLU, Uygulamalı icra ve iflas kanunu madde açıklaması ve içtihatlar ve ilgili mevzuat s. 473)
ASLAN Kudret, s.283 bkz ve s. 283,DN 63,64

II- Haciz Yapılırken İzlenecek Sıra

1. Genel Olarak

Öncelikle çekişmesiz mallar daha sonra çekişmeli mallar haczedilir. Çekişmesiz mal yoksa o zaman doğrudan çekişmesiz mal haczedilecektir . Çekişmeli mallar borçlu tarafından başkasının olduğu bildirilen mallar m 96 üçüncü kişiler tarafından ihtiyaten haczedilen m.257 yahut istihkak iddia edilen m 96 mallar ihtilaflı mallar olup bunun harici üzerinde başkasının hak iddia etmediği mallar çekişmesiz mallardır. PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES’e göre olayın özelliğine göre, taşınmaz malın haczi, taşınır malın haczinden, borçluya daha az zarar verici nitelikte ise, taşınmaz mal da öncelikle haczedilebilir. İİK m.83/a hükmüne göre, tamamen (m.82) ve kısmen (m.83) haczi caiz olmayan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Fakat haciz esnasında veya sonrasında şikayet yapılmayarak veya zımni olarak kabul ile sürenin geçirilmesi halinde yapılan haciz geçerli olmalıdır.

2. Çekişmesiz Malların Haczi

a) Genel Olarak:

Çekişmesiz mallar üzerinde başkasın herhangi bir ayni veya şahsi hak iddia etmediği mallar olduğuna göre bunlar arasında en az masrafla haczin gerçekleşeceği , muhafazası ve satılması kolay olan ve borçlu için haczi halinde eksikliği en az hissedilecek mal hacizde en başa yazılmak sureti ile haczedilecektir. Para ,altın , gümüş, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları, ve diğer menkulleri daha sonra taşınmazlarının haczi sırası ile borca yetecek şekilde haczedilir. Hacizde malların kıymet taktiri karşısına yazılarak haciz tutanağında alacak ve ferileri kadar haciz yapılır.

b) Çekişmesiz Malların Haczinde İzlenecek Sıra

ba) Taşınır Malların Haczinde Sıra

Taşınır mallarda icra müdürü borçlu için en az gerekli ve eksikliği hissedilmeyecek malları ayrıca paraya çevrilmesi kolay ve bozulmama vs gibi durumları da gözetmek durumundadır.Yukarda da belirtildiği üzere nakit para var iken borçlunu diğer taşınmazlarını haczetmek doğru olmayacaktır.

bb)Taşınmazların haczinde sıra

-Müstakilen borçlu adına kayıtlı gayrimenkuller Müstakilen malik olunan malın sahibi tektir bu manada haciz sonucu sadece borçlu ile alacaklı arasında münasebet kurulur.
-Borçlunun müsterek mülkiyet hükümlerine göre malik olduğu gayrimenkulle Müşterek mülkiyet halinde kişilerin taşınmaz üzerindeki pay oranı belirli olduğu için diğer kişilerin haciz sebebi ile zarar görme ihtimali az olduğu gibi payın satışı kolay olacaktır.
-Borçlunun iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre malik olduğu gayrimenkuller İştirak halinde mülkiyette ise ilk iki sıradaki gayrimenkulden farklı olarak kişinin payı tüm mal üzerinde olup tam bir payı belli olmaması sebebi ile en son sırada haczi daha makul ve mantıklıdır.

3. Çekişmeli Malların Haczi

a) Genel Olarak :

İİK. 85. madde daha önce de belirtildiği üzere hacizde sıra konusunda çok açıklayıcı bir hüküm kurmamıştır. Fakat çekişmeli hakların çekişmesiz haklardan sonra haczedileceğini belirtmiştir. Çekişmeli haklar üzerinde istihkak iddia edilen veya rehin kurulmuş haklar ihtiyati tedbir konmuş haklar da olabilir.Bunlar üzerinde nasıl bir sıra izleneceğini açıklamamakla beraber alacaklının ve üçüncü kişilerin durumlarını da değerlendirerek maddenin anlamını çıkartabiliriz.
Kanun aslında bu konudaki sıkıntıları görerek biraz daha açıklayıcı yazılabilir.Ülkemiz de Kanunu uygulayan insanların özelliklede icra dairelerindeki memurların hukukçu olmaması karşısında uygulaması sık olan kanun maddelerinin anlaşılır ve kişilere taktir yetkisi vermesi de bu manada sıkıntı verecek türdendir.Kanunun yapılan işlemlere karşı şikayet itiraz gibi yolları açık bırakması hak ve menfaat dengesinin sağlanmasında bir yol olsa da hem mahkemelerin iş yükünü artırıcı hem de alacaklının hakların alırken sıkıntı ile karşılaşmasına borçlunun ise hukuka aykırı haciz ile mağdur olmasına sebep olacaktır.

b) Çekişmeli Malların Haczinde Sıra

Çekişmeli mal,üzerinde üçüncü kişilerce istihkak iddia edilen maldır. Fakat ihtiyati tedbir konulan mallar ve daha önceden haczedilen malları da bu kapsamda anlamak gereklidir. Bu mallardan ihtiyati hacizli malın , istihkak iddia edilen maldan önce haczedilmesi gereklidir.Gerçi ihtiyati haciz konulan malda sadece kişinin yapmış olduğu masraflar manasında bir öncelik hakkı vardır. Onun harici diğer alacaklılara göre bir alacak hakkı yoktur. Başka alacaklılarda aynı mal üzerinde ihtiyati haciz koyabilirler İhtiyati hacze işlerlik kazandırmak için borçlunun başka malı olması halinde diğer alacaklıların başka mallara haciz koydurması daha yerinde olur.İstihkak iddiasında malın aynı ile ilgili bir çekişme mevcuttur. Oysa ihtiyati hacizli malda böyle bir durum yoktur.Bu malın aynı ile ilgili olmayan bir çekişmeden dolayı da konabilir. Mesela bir borcu dolayısı ile kişinin mal kaçırmasını önlemek amaçlı böyle bir tedbir konulabilir. Yani ihtiyati hacizde malın aynı çekişmeli değildir. İhtiyati haczi burada işlenmesinin amacı kanunda istihkak ve rehin hakkı ve koruma sağlayan hakların gibi şeklinde belirtilerek sınırlı bir şekilde sayılmadığını da belirtmekte yarar vardır.Bu tür mal ve haklar en son sırada haczedileceğini belirtilmiştir.
İstihkak iddia edilen bir mal ve üzerinde rehin kurulan bir malın olması durumunda hangisinin öncelikle haczedilmesi gerektiği konusuna gelince istihkak iddia edilen mal üzerinde kimin malı olduğu konusunda bir çekişme oldu gibi aynı zamanda bu iddianın ispatlanması durumunda icra takibindeki alacaklı alacağını alamama gibi bir ihtimalle karşılaşacaktır. Bu manada zaten istihkak çekişmeli haklar arasında birinci sıradadır. Bu sebeple de rehinden ve ihtiyati haciz konulmuş mallardan sonra haczedilmelidir. Oysaki üzerinde rehin kurulan mallar ve ihtiyati haciz ve tedbir konulan mallar konusunda malın kime ait olduğu konusunda bir çekişme yoktur. Daha önce hakkını almak için tedbir koyduran kişi ile mal üzerinde rehin koyduran kişi ile icra takibindeki alacaklının haklarının bu manada karşı karşıya ilk manada gelmemesi hem rehin hem de ihtiyati hacze işlerlik kazandırmak için kanun bu tür üzerinde işlem yapılan malların haczinin sırasısın sonda olmasını uygun görmüştür. Ama borçlunun tabi ki de başka malı yoksa bu mallar üzerinde de haciz konulabilecektir. Bu manada bu sıra hem alacaklının haklarını korumuş olacak hem de üçüncü kişilerin hakları konusunda bir denge getirmiş olacaktır.
Eğer, istihkak davası sonucunda rehin hakkının bulunmadığı sonucuna varılırsa, alacaklının alacağını rehin hakkı dikkate alınmaksızın elde edebilecek; rehin hakkının mevcut olduğu sonucuna varılsa bile, alacaklının alacağı en azından rehin hakkı ile birlikte dikkate alınacaktır. Oysa, mülkiyet hakkının iddia edildiği hallerde, bu iddianın doğru olduğu sonucuna varılırsa, malın borçluya ait olmadığı anlaşılacağından, alacaklı bu malın bedelinden alacağını elde edemeyecektir. Eğer alacaklı, rehin iddiasına konu malın bedeli ile alacağını tam olarak elde edememiş ise, mülkiyet iddiasında bulunulan malın haczi yoluna da gidilebilecektir.

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
Öğütçü / Çitoğlu, ,cilt I,s.467-468
Aslan, K. , s.291 dn 100
Öğütçü/ Çitoğlu , s. 468
Özekes , Muhammet,icra hukukunda ihtiyarı haciz, Ankara,İhtiyati haciz, para alacaklarına ilişkin mevcut veya müstakbel bir takibin sonucunun güvence altına alınması için, mahkeme kararı ile borçlunun malvarlığına el konulmasını sağlayan geçici bir hukuki korumadır.Aktaran, Arslan,K, S.304, dn. 163

c)Bir sıralama yapacak olursak :

-Üzerinde rehin kurulmuş olan taşınmaz mallar ile üzerinde ihtiyatı haciz ve tedbir konulmuş mallar arasında ise ihtiyatı haciz ve ihtiyatı tedbir konulan malların rehinli gayrimenkulden önce haczedilmesi kanımca daha doğrudur. Rehinli malla bir nevi borçlu bir manada nakit sıkıntısı içerisinde aczi kabul etmiş gibi düşünebiliriz ayrıca rehinli malda öncelik hakkı gibi bir durumu düşünebiliriz. Diğer mallar konusunda ise kişiler mal kaçırmayı önleme amaçlı tedbir isteme hali vardır.Bu mallar konusunda tedbir koyduran kişilerin malın başkalarına devri ve kişinin mal varlığını azaltma ihtimalini değerlendirilerek yapılmış bir işlem varıdır.
-Üzerinde üçüncü kişilerce istihkak iddia edilen gayrimenkul Eğer, istihkak iddiası, ihtiyâten haczedilmiş bir mala ilişkin ise, doğal olarak öncelikle istihkak prosedürünün işletilmesi ve malın gerçekten borçluya ait olup olmadığı hususunun, çözüme kavuşturulması gerekecektir. Fakat icra müdürünün, istihkak iddiasında bulunulan malın gerçekten borçluya ya da üçüncü kişiye ait olup olmadığını araştırma ve bu konuda bir karar verme yetkisi yoktur. Dolayısıyla, icra müdürü, istihkak iddiasının doğru (gerçek) olmadığına karar vererek, söz konusu malı ihtiyaten haczedilmiş başka bir maldan daha önce haczedemez. Bu konudaki ihtilaf icra mahkemesince çözümlenmelidir. Bu zamana kadar borçlunun varsa diğer malları yoksa ihtilaflı mal haczedilmelidir.

C - HACİZDE TERTİBİN AMACI

İcra hukuku,icranın sonucuna ulaşırken yani alacaklının alacağını alırken borçluya da en az zararın verilmesine verilmesini de gözetmek durumundadır. Alacaklıyı bu durumda çok güçlü taraf ilan etmek borçlunun yıkımına sebep olabilir. İşte tam bu noktada haczin belli kurallara göre yapılması yani borçlunun mallarının belli bir sıra gözetilerek alacaklının alacağını almasını sağlarken, borçlunun da zarara uğramamasını veyahut en az zararla borcunu ödemesi amacı vardır. Bu denge hukuk devletinde kuralların insanlar için yapılmış olduğunun da çok açık göstergesi olacaktır.
Aslında madde metni bu amacı 85/son fıkra”Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.”cümlesi ile belirtmişse de bu amacın nasıl gerçekleştirileceğini açık manada vermemiş , haczi gerçekleştirecek olan icra müdürüne bu konuda taktir yetkisi vermiştir .
Hacizde tertip haczedilen malların paraya çevrilecek alacaklının alacağının karşılanacağı edimlerde önem taşımaktadır. Örneğin çocuk teslimine ilişkin bir icra takibinde belitmiş olduğumuz manada bir haciz tertibi-sırasından bahsetmek mümkün değildir. Çünkü belirtmiş olduğumuz hacizde tertipte borçlunun üzerine haciz konulmuş menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki alacakları gibi şeyler üzerinde haczi koyarken hangi sıraya uyulması gerektiğini belirtmek için kullandığımız bir kavramdır. Mesela borçlunun çekişmeli malları çekişmeli olmayan mallarından sonra haczedilir. Buradaki amaç hem alacaklının alacağını almasında çabukluk yaratmaktır. Bu manada bu örnek alacaklıyı koruyan bir örnek iken hacizde tertipte asıl korunan yarar aslında borçlunundur.
Şöyle ki borçlunun kimi malları haczedilirken alacaklıya sınırsız bir keyfiyette tanımamıştır.Şahsın kendi alacağını zora dayalı olarak alması kanunen yasaktır. Çünkü yasal olarak hakkını alma durumu varken kişiye kendi hakkını kendisinin alması yetkisi verilmesi kişinin bu hakkı kullanırken sınırsız ölçüsüz ve hakkaniyetsiz davranma ihtimalini bu manada içinde barındırır. Bu sebeple devlet kişinin hakkının alınması için kurduğu sistemde bu ihtimali ortadan kaldırmış olacaktır. Fakat kendisine de sınırsız bir tarafı koruyan bir yetki verildiğini kabul etmek doğru olmaz. İcra iflas kanunu 85 maddesinde “tarafların haklarını gözetir” cümlesinden de çok iyi anlaşılacaktır
Bu anlamda olmak üzere, borçlunun bazı mal ve haklarının tamamen ya da kısmen haczedilememesi (İİK m.82,83 ve önceden yapılan anlaşmalar ve borçlunun malları haczedilirken belli bir sıraya uyulması (İİK m.85 son c.), bu sınırlamanın somut gerçekleşme biçimlerindendir. Fakat Yargıtay hukuk genel kurulunca da benimsenen karara göre alacaklı

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
HACZİ CAİZ OLMAYAN MALLAR VE HAKLAR:
Madde 82 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/46 md.)
Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
2. Borçlunun zatı ve mesleki için lüzumlu elbise ve eşyasiyle borçlu ve ailesine lüzumu olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,
3. Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,
4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alet ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,
5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç ay lık yem ve yataklıkları,
6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,
7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alet ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,
8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,
9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malullerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,
10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,
11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,
12. Borçlunun haline münasip evi (Ancak evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.)
Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 3, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline münhasırdır.
KISMEN HACZİ CAİZ OLAN ŞEYLER:
Madde 83 - (Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 md.) Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir.
(Değişik fıkra: 12/04/1968 - 1045/1 md.) Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.
ÖNCEDEN YAPILAN ANLAŞMALAR:
Madde 83/a - (Ek madde: 18/02/1965 - 538/47 md.)
82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.
Nihayet, Kanun, m.83 hükmünde kısmen haczi caiz olan şeyleri belirtmiştir. Bu hükme göre, borçlunun maaş ve ücretlerinin en az dörtte biri haczedilmek zorundadır. Ancak, icra müdürü, bunlar bakımından haczin azamî sınırını belirlerken, borçlunun ve ailesinin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduracaktır. Kanaatimizce, borçlunun kısmen haczi caiz olan bu gelirlerinin haczi bakımından da, hacizde sıra ilkesine göre hareket edilmelidir. Daha yukarıda da belirtildiği gibi, ASLAN Dn 198İsviçre Hukuku’nda borçlunun taşınır malları ile alacakların ve kısmen haczi caiz olan gelirlerinin (ücretlerinin) ilk sırada haczedileceği hükme bağlanmıştır (SchKG 95,I) ASLAN K. S Dn 199 , Bu düzenlemenin amacı ise, borcun bir an önce (daha kısa sürede) ödenmesini mümkün kılmaktır aslan dn 200,İcra ve İflâs Kanunumuzda bu hususta açık bir düzenleme bulunmamakla beraber, hukukumuz bakımından da, m.83 hükmünde belirtilen ücretlerin, taşınmazlardan önce haczedilmesi gerektiği söylenebilir. Ancak, taşınmazlar ile alacaklar ve bu ücretlerden hangisinin daha önce haczedileceği, m.85,VI hükmü de dikkate alınarak, icra müdürü tarafından belirlenecektir.
TC. YARGITAY HG 2004/12-202 E 2004/196 K 31.03.2004 TARİHLİ Konu : ŞİKAYET DAVASI İŞÇİİN EMEKLİ MAAŞININ HACZEDİLEMEZLİĞİ İCRA MÜDÜRÜNÜN TAKDİR YETKİSİNİN YANLIŞ YORUMLANMAMASI GEREĞİ –SSK EMEKLİ MAAŞININ NAFAKA DIŞINDA HACZİNİN MÜMKÜN OLMAMASI
ÖZET :İcra müdürüne alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda taktir yetkisi tanıdığından söz edilemeyeceği gibi , başka alanlarda tanınmış taktir yetkisinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi isabetsizdir.
(506 S. K. m. 121) (2004 S. K. m. 79, 82, 83, 83/A, 85) Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 16.02.2004 gün ve 2003/25384-2004/2916 sayılı ilamı ile;
(...İİK.nun 85.maddesine göre icra dairesince alacaklının haciz talebinin yerine getirilmesi zorunlu olup bu konuda İcra Müdürünün taktir hakkı bulunmamaktadır. Her ne kadar 506 Sayılı Kanunun 121.maddesi gereğince işçinin emekli maaşının haczi mümkün değil ise de bu husus haciz işleminden sonra borçlunun şikayeti halinde gözönünde bulundurulacağından merciice şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir….
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 506 sayılı Yasanın 121. maddesi dikkate alındığında, alacaklının, borçlu sigortalının emekli maaşının haczi isteminin yerine getirilmesi konusunda icra müdürünün takdir hakkı bulunup bulunmadığı noktasındadır….
Gerek İcra ve İflas Yasasının 79.maddesinde, gerekse 85.madde ifadesinden ortaya çıkan sonuç, icra müdürüne haciz uygulaması konusunda bir takdir yetkisi tanınmadığıdır. Gerçekten de 79. madde kesin bir ifadeyle icra dairesinin haczi yapacağından, 85.madde; maddede belirtilen yasal koşullar altında borçlunun mal ve haklarının haczolunacağından söz etmektedir. 85.madde sadece, "alacaklara yetecek miktarın" saptanması konusunda icra müdürüne bir takdir hakkı tanımaktadır….. İcra memurları, alacaklının alacağına kavuşması için gerekli olan takip işlemlerini yapacaktır. İcra Müdürüne yaptığı bir kısım işlemlerde hiçbir takdir yetkisi tanınmamıştır. ….İcra ve İflas Yasası 83/a maddesi, 82. ve 83.maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaları geçerli saymamıştır. Zira, borçlu, böyle bir anlaşmanın kendisine hazırlayacağı tehlikeleri önceden tahmin edemez.
Buna karşılık, borçlu haczi caiz olmayan bir malın haczine, malın haczi sırasında muvafakat verebileceği gibi, şikayet yoluna gitmeyerek zımnen rıza gösterebilir. Bu durumda borçlu artık, haczedilen bu nitelikteki mal yada hakkından mahrum kalmanın bütün sonuçlarını bilmektedir.
Alacaklı ile borçlu arasında, icra memuru tarafından gözetilmesi gereken denge, bu sürecin icra müdürünün takdirine bırakılmayıp, alıcı yararına kullanılmasını zorunlu kılacaktır……
Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, Yasa hükmünün açık ifadesi ve içeriği ile icra müdürüne alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda takdir yetkisi tanıdığından sözedilemeyeceği gibi, başka alanlarda tanınmış takdir yetkisinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi isabetsizdir.
O halde mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Şikayet eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 31.3.2004 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Şikayet konusu işlem, icra memurunun, davalı borçlunun SSK.'ca bağlanan emekli maaşının tamamının haczi için alacaklı tarafından yapılan haciz talebinin reddine ilişkin bulunmaktadır. Haciz istem konusu yapılan maaşın haczedilemeyeceği 506 sayılı Yasa'nın 121 ve 1479 sayılı Yasa'nın 67'nci maddeleri hükümleri uyarınca emredici bir hükümle düzenlenmiştir. Anılan Yasa hükümleri uyarınca bu maaşın İİK.nun 82'nci maddesinde sayılan haczi caizi olmayan mallar ve haklar kapsamında mütalaa edilmesi gerekir. Bu durumda icra memurunun, İİK.nun kendisine İİK 82,83 maddelerdeki durumlar için haciz yapılmasını isterse icra müdürüne bu konuda bir taktir yetkisi tanımadığıdır. Yani icra müdürü kanunda haczi caiz olmayan mallar ve haklar ile kısmen haczi caiz olan şeyler başlığı altında belirtilen mallar ve haklara da alacaklının alacağını alabilmesi için haciz yapması gerekecektir. Kanımca bu mal ve haklar konusunda da kanunun konuluş amacı karşısında hacizde çekişmesiz mallardan sonra ve çekişmeli mallardan önce haciz konulması uygun olacaktır. Yani borçlunun başka çekişmesiz malları var iken bu mallar ve haklar haczedilmemelidir. Ayrıca icra müdürü duruma göre taraflarında muvafakati ile çekişmeli malları İİK. 82,83 üncü maddelerinden önce haczedebilmelidir. Bu haciz üzerine kişi şikayet etmez veya hacizden sonra muvafakat ederse o zaman yapılan haciz geçerli olmalı şikayet süresinde ise o taktirde duruma göre şikayet kabulü ile yapılan haciz geçerli olmamalıdır.

D - ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ VE HACİZDE TERTİPDE ÖNEMİ

I-Genel olarak

Ölçülülük ilkesi aslında hukukun tamamında kullanılan kanun maddesini olaya uygulanırken de göz önüne alınan genel bir ilkedir. Temek hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerde, yalnızca elverişli ve gerekli, yani ulaşılmak istenen amaca bir katkı sağlayan ve en az yükümlülük getiren, katılıktan uzak olan araçlar kullanılmalı; sınırlamada orantılılık korunmalıdır .
Ölçülülük ilkesinin icradaki uygulama alanı alacaklı ile borçlunun çıkarlarını taraflara en az zarar diğer tarafa ise en fazla yararı getirecek şekilde denklemektir. Bunu yaparken uygulayıcı özellikle icra müdürü, şikayet yoluna başvururken ise icra mahkemesi hâkiminin bu kıstasları göz önünde bulundurması gereklidir.

II-Ölçülülük İlkesinin İcradaki Uygulaması

Takip alacağını (yani, asıl alacak, faiz ve masrafları) karşılayacak miktardan daha fazla tutar için haciz yapılamaz. Bu ölçüyü aşacak miktarda haciz yapılması, m.85,I hükmüne aykırı olacağı gibi, bu durum, hem cebrî icranın amacıyla hem de ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacaktır. Zira, gereğinden fazla haciz yapılması halinde, cebrî icra tekelini üzerine alarak, borçluyu alacaklının ölçüsüz hareketlerinden korumak isteyen Devlet, bu kez kendisi ölçüsüz bir harekette bulunmuş olacaktır. Bu manada ölçülülük ilkesinin kişinin hak arama yolunda önüne engel açar bir şekilde düşünmek yanlış olacağı gibi borçlunun da borcu öderken hacizle yıkımına yol açmayacak şekilde kanunun genel çerçevesini görerek Cebrî icrayı, nihaî olarak ortadan kaldırmadığı sürece, ölçülülük ilkesi uygulanma alanı bulmalıdır Buna göre, borçlunun çekişmesiz taşınır malları alacağı karşılamaya yetmemişse, taşınmaz malları haczedilebilmesine rağmen, eğer bu taşınmaz borçlunun haline münasip bir mesken ise, haczedilemeyecek, varsa borçlunun çekişmeli mallarının haczi yoluna gidilecektir. “borçlunun haline münasip evi ancak evin kıymeti fazla ise, bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır”. Bir meskenin borçlunun haline münasip olup olmadığı, borçlunun sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
tanıdığı yetki ve verdiği görev gereğince, anılan hükümler uyarınca haczi mümkün olmayan maaşın haczi konusunda alacaklı talebinin reddi karar vermesinde ve Mercii'ce de bu yöne ilişkin alacaklı şikayetinin reddinde yasaya aykırılık bulunmadığından, Merci kararının onanması düşüncesinde olduğundan sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak etmiyor
METİN, Y.: Ölçülülük İlkesi, Karşılaştırmalı Bir Anayasa Hukuku İncelemesi, Ankara 2002 ,s. 20, Aktaran ,Arslan , K s. 276 dn. 23
WIESER s.57; ayrıca bkz. YILDIRIM s.104. Aktaran ,ASLAN ,K, s..278, DN 40

göre belirlenir. Yargıtay’a göre, icra müdürü borçlunun evinin haczedilemeyeceğine kendisi karar veremez. İcra müdürü, haciz esnasında, borçlunun meskeniyet iddiasında bulunduğu evi, haczetmekle yükümlüdür. Bunun üzerine, borçlu, meskenin haczedilemeyeceği gerekçesiyle icra mahkemesine şikâyette bulunabilir ve meskenin haczedilip haczedilemeyeceğine icra mahkemesi karar verir. Burada Yargıtay icra müdürüne karar verme merci olmadığını bu tür olaylarda haline münasiplik değerlendirmesini icra mahkemesinin yapmasını doğru bulmuştur. Önemli konuda gemilerin haczine ilişkindir. Gemi siciline kayıtlı gemiler, İcra ve İflâs Kanunu’nun uygulanması bakımından taşınmaz; bunun dışındaki gemiler ise taşınır hükmündedir (m.23,IV). Buna göre, borçluya ait olan gemi siciline kayıtlı bir gemi, ancak borçlunun taşınır mallarının alacağı karşılamaya yetmemesi halinde haczedilebilecektir. Buna karşılık, gemi siciline kayıtlı olmayan bir gemi, taşınır hükmünde olduğundan, borçlunun diğer taşınır malları gibi taşınmazlardan daha önce haczedilebilecektir. Bu konuda taşınır malların haczinde sıraya ilişkin olarak yapılan açıklamalar geçerli olacaktır
Kısmen ve tamamen haczi kabil olmayan mallar konusunda ise icra ve İflâs Kanunumuzda bu hususta açık bir düzenleme bulunmamakla beraber, hukukumuz bakımından da, m.83 hükmünde belirtilen ücretlerin, taşınmazlardan önce haczedilmesi gerektiği söylenebilir. Ancak, taşınmazlar ile alacaklar ve bu ücretlerden hangisinin daha önce haczedileceği, m.85,VI hükmü de dikkate alınarak, icra müdürü tarafından belirlenecektir.

E - HACİZDE SIRA ve YASA YOLLARI

I - Genel olarak

Hacizde icra müdürünün madde metninin ve bu maddenin geniş manasındaki sırayı uymadan yapmış olduğu hacze karşı şikayet yolu ile ilgililer bu işlemin iptalini isteyebilecektir. Şikayet iik m. 16 de düzenlenmiştir.m.16” Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.”

II - Çeşitleri:

1-İşlemin kanuna aykırı olması , ,
2- İşlemin hadiseye uygun olmaması ,
3-Bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması ,
4-Bir hakkın yerine getirilmemesi
Bu hallerde şikayet yoluna başvurulabilir. Şikayet yoluna sadece icra takibinin tarafları değil icra memurunca yapılan bir işlemden dolayı zarar gördüğünü iddia eden her kişi her ilgili başvurabilir. Örneğin taraflar veya istihkak iddia edilen malda istihkak iddiacısı.Şikayet bir dava değildir . İcra işlemlerini gerçekleştiren memurların işlemlerinin denetlendiği bir hukuki yoldur.Şikayet süresi öğrenmeden itibaren 7 gün olup bir hakkın yerine getirilmemesi ve sebepsiz sürüncemede bırakılması sebepleri ile ayrıca kamu düzenine aykırılık halinde süresiz olarak şikayet yapılabilir.
Şikayet icra Mahkemesine yapılmalıdır. İcra dairesine yapılan şikayet geçerli kabul edilemez. Kıymet taktirinde şikayetler süre kazanma amaçlı yetkisiz icra mahkemesine yapılmasından dolayı kanun koyucu bu manada da 128 a III İle icra mahkemesi evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren 10 gün içerisinde yetkisizlik kararı verir. Şikayet üzerine icra dairesi ya red ya da kabul kararı verir.Kabul kararı Üzerine şikayet konusu işlemin iptali , şikayet konusu işlemin düzeltilmesi , icra memurunun sebepsiz olarak yapmadığı veya geciktirdiği işlemlerin yapılmasını emretmek gibi sonular doğuran karar verir.Şikayet üzerine icra mahkemesi tarafından verilen kararlar kesindir ve temyiz edilemez.

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
Arslan K DN 186
Kural olarak ileride doğması muhtemel bir hak üzerine haciz konamaz bu nedenle kat karşılıgı inşaat sözleşmesi nedeniyle borçlu müteahhit şirket lehine düşecek daireler üzerine haciz konulamaz .Mahkemece şikeyetin bu kurallar doğrultusunda incelenip sonuçlandırılması gerekir. TC. Yargıtay 12. HD. 2004/5939 E 2004/10281K. 26.04.2004 tarihli
Medeni Kanun’un 777. maddesinde açıklandığı gibi gayrimenkul rehninin mütemmim cüz ve teferruata da şamil olduğu, mahcuz makinelerin M.K.’nun 621. maddesi dairesinde bilirkişiye tetkik ettirilip, mütemmim cüz veya teferruat olduğu taktirde, müstakilen haczedilemeyeceği cihetle şikayetin kabulü gerekirken mahcuz makinelerin sökülebilir ve başka bir yere monte edilebilir şeklindeki şikayeti çözümlemekle ilgisi olmayan bilirkişi beyanına istinaden ve noksan incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi ayrıca ipotek olmasa dahi, fabrika binasına monte edilmiş ve onun çalıştırılmasına, imalatına muhassas makinelerin, müstakilen haciz edilemeyeceği, düşünülmeden M.K. 621. maddesi nazara alınmadan uyuşmazlıkla ilgisi olmayan bilirkişi beyanına dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden merci kararının İİK’nun, 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.01.1990 gününde oybirliği ile karar verildi. TC. YARGITAY 12 HD. 1989 /7211 -1990-230K. 25.01.1990 K TAR
TC. 12. HD. 1997/12379 E- 1997 /12630 K. 12.11.1997 TARİHLİ KARAR, KONU ŞİKAYET DAVASI KİRA SÜRESİNİN HACZEDİLMESİNİN KİRA AKDİNİ SONA ERDİRMESİ –İŞLEMİN NİTELİGİNİN HACZİN PARAYA ÇEVRİLMESİNE MÜSAİT OLMAMASI –HAKKIN HACZİ Somut olayda borçlunun 3. kişiden kiraladığı taşınmazın bakiye 2 yıllık kira süresinin haczedildiği görülmektedir. Bu işlem kira akdinin sona ermesi neticesini doğurur. Oysaki, kira aktinin ne suretle sona ereceği ilgili yasalarda düzenlenmiş bulunmaktadır. İşlemin niteliği itibariyle bu haczin yasal sonucu olan paraya çevirme olanağı da yoktur. Bu haliyle haciz İİK.’nun 85/1. maddesinde yazılı hakkın haczi niteliğinde kabul edilemez. Bu durumda şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi isabetsizdir.Sonuç: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazının kabulü

SONUÇ :

Yukarıda anlatıldığı üzere icra hukuku tarafların haklarını ve borçlarını karşı karşıya getirirken bir sıra gözetmek durumunda bunu icra müdürüne maddede verilen taktir yetkisi ile de açık olarak görürüz. Maddenin metni, mehaz İsviçre icra kanununun 95 maddesindeki gibi hukukumuza tam alınmamıştır. Bu sebeple madde metni genel çerçeve içeren bir hüküm ile karşımıza çıkmıştır.
Yukarıdaki anlatılanları hacizde bir sıra olarak sayarsak öncelikle Çekişmesiz Malların Haczi çekişmeli mallardan, çekişmesiz mallarda kendi içerisinde taşınır mallar, taşınmaz mallara göre öncelikle haczedilecektir. Taşınır mallar arasında ise borçluya en az zarar verecek yokluğu en az hissedilecek ama alacaklının da alacağına imkan sağlayacak yani satışı kolay müşteri bulunabilecek, satış masrafları en az olacak malın haczedilmesi daha uygun olacaktır. Mesela üçüncü kişilerden olan çekişmesiz alacaklar, bankadaki mevduatı, elindeki çek senet gibi kıymetli evraklar alacağı karşılamada daha kolay bir yol sağlayacaktır.Bu malların alacak miktarını karşılamaması veyahut olmaması durumunda ise o zaman çekişmeli malların haczine gidilecektir. Çekişmesiz Malların Haczinde İzlenecek Sıra ise anlatıldığı üzere öncelikle çekişmeli olan taşınırlar üzerinde konulacak bunlarda da icra müdürü yine yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak sıralama yapacaktır.Ayrıca duruma göre bunlardan önce alacak miktarının fazla olması halinde ise çekişmeli taşınmazı haczedebilecektir.Fakat üzerinde ihtiyati haciz ve rehin olan mallar çekişmesiz mallardan sonra fakat üzerinde istihkak iddia edilen maldan önce haczedilecektir. Çünkü bu mallar üzerlerinde bir kısım kişilerin hak iddiaları olsa da aynı çekişmeli mallar değildir. Daha sonra ise çekişmeli yani üzerinde istihkak iddia edilen taşınmazlar haczedilebilecektir.
Bu sıralamaya uyulmaması halinde ise ilgili kişi şikayet yolarına başvurarak işlemin düzettirilmesini sağlayacaktır. Bu ise ister istemez alacaklı için bir gecikme borçlu için ise bir manada sıkıntı yaratacaktır.
Kanundan her şeyi tam manası ile tek tek saymasını beklemek yasa yapma tekniği açısından da zordur. Fakat bunu yapmaması da hukuk güvenliğini, kuralların ortak uygulanmamasını ve farklı uygulamalara yol açarak eşitler arasında eşitliksiz yaratılması gibi bir sonucu da doğuracaktır.Ama bunu mehaz kanunda ki şekli ayrıca öğretideki görüşler ve uygulamada ki eksikleri de değerlendirerek yeni bir çerçeve çizerek bir açıklık getirmesi hukuk devleti ve kanun güvenilirliği açısından da mantıklı olacaktır.
Uygulayıcıların hukuk bilgisinin gelişmediği hatta hukukçularında bile uzmanlaşmanın olmadığı ülkemizde bu şekilde bir düzenlemeyi istemek de sanırım kuralların sadece hukukçular için olmadığı aynı zamanda alacaklı-borçlu sıfatlarını günlük yaşamlarında sık kullanan vatandaşın anlayacağı bir anlaşılırlıkta olması manasında da doğru olacaktır.

Avukat Hacı Osman ÖZÜLKÜ

1981 yılında Kayseri’de doğan Avukat HACI OSMAN ÖZÜLKÜ Kayseri Lisesinden sonra, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2003 yılında mezun oldu. İzmir’de Avukatlık stajını tamamladıktan sonra çeşitli hukuk bürolarında Avukatlık yaptı.

Açıklamalar ve Yararlanılan Kaynaklar
KAYNAKÇA
ASLAN KUDRET : HACİZDE SIRA (TERTİP), Ankara üniversitesi hukuk fakültesi dergisi,2005, http://auhf.ankara.edu.tr/dergiler/auhfd-arsiv/AUHF-2005-54-02/AUHF-2005-54-02-Aslan.pdf
KURU BAKİ/ARSLAN RAMAZAN/ YILMAZ EJDER : İcra ve İflâs Hukuku, 18.Baskı, Ankara 2004
KURU BAKİ : İcra ve İflâs Hukuku, El Kitabı, İstanbul 2004 (KURU-El Kitabı).
ÖĞÜTÇÜ A.TAHİR/ ÇİTOĞLU ALİ : Uygulamalı İcra ve İflâs Kanunu, CİLT I, Ankara 1977
PEKCANITEZ HAKAN/ ATALAY OGUZ/ ÖZEKES MUMAMMET : İcra ve İflâs Hukuku, 4.Baskı, Ankara 2004
POSTACIOĞLU, E. İLHAN :İcra Hukuku Esasları,Sulhi Garan Matbaası, İstanbul,1969